Yakın geçmişin Çeşmeler kenti Uzunköprü’de, günümüze kalabilen çeşmelerin hali içler acısı

 

 

“GENÇLERİN İŞLEDİĞİ AYIPLAR, DUYARSIZ BÜYÜKLERİNE SAYGILAR!”

 

Osmanlı döneminde inşa edilen dünyanın en uzun kesme taş köprüsü Uzun köprü’nün bakımını sağlamak amacıyla Vakıf kasaba olarak kurulan, ellili yıllara kadar bu özelliği ve zengin tarihi eser dokusu korunan Uzunköprü ilçesi, günümüzde tarihi eserler açısından tam bir harabeyi andırıyor.

Bunun sorumlusu olarak; yönetici kesimin duyarsızlığı ve bu duyarsızlığın desteğiyle son yıllarda daha bir yıkıcı hale gelen halkın bilinçsizliği gösteriliyor.

İlçe gençliğinin bir kesiminin bu yıkıcılığa saldırganlıkla katkı sağlama çılgınlığına kapılması, yakın gelecekte yaşanabilecek yıkımın boyutlarını işaret ediyor.

 

1980’li yıllarda sayıları yaklaşık 25 civarında olan Uzunköprü’nün tarihi çeşme sayısı, günümüzde iki elin parmak sayısını geçmez. Birçoğu köprünün yapım tarihiyle yaşıt olan bu çeşmeler, eğer korunup günümüze ulaşmış olsalardı, bugün ilçenin, tarihi köprüyle ifadesini bulan adına ikinci bir ad olarak, “Çeşmeler Kenti Uzunköprü” adı da eklenmiş olacaktı.

Bölgede bir başka örneği olmayan ve kendine özgü güzelliği olan, “Telli Çeşme”nin yeri birkaç kez değiştirildikten sonra günümüzdeki yerinde gördüğü, “çevre düzenlemesi!” 1994-2004 yılları arasında ilçeyi yöneten belediye başkanı Ömer Kuldaşlı’nın eseridir.

Emekli öğretmen olan ve kendisini, “Demokrat” olarak nitelendiren Ömer Kuldaşlı’nın, çeşmeler konusunda yaptığım yüzlerce habere, yazdığım bir o kadar yoruma verdiği karşılık; önceki belediye başkanları İbrahim Üzrek ve Ahmet İnceoğlu’ndan farklı olmamıştır.

Bu değerlendirmelere, 2004 yılında göreve gelen ve tarihi dokunun korunmasıyla ilgili gösterdiği tek girişimi, köprünün milli piyangoya basılmasıyla sınırlı olan, çeşmeler konusunda ise hiçbir şey yapmayan Belediye Başkanı Ercan Çobanoğlu’da dahildir elbette ki.

Başkanlığının birinci döneminin ilk iki yılında Telli çeşme’nin bulunduğu küçük meydanı düzenlemeye kalkışan Kuldaşlı, güzelim Telli Çeşme’yi çirkin beton zemin düzenlemesiyle görülmez yapmıştır.

O günlerde yaptığımız, “yazı uyarıları” doğrultusunda, Telli Çeşme’nin çevresi cadde zemini düzeyinde düzenlenebilir…

Yanı başındaki Tredaş dağıtım trafosu kaldırılabilir…

Gelin çiçekleriyle bezeli gövde güzelliği ortaya çıkarılabilirdi.

İlçenin Halise Hatun ve Rıza Efendi mahallelerinde, ilçeye rant gözlüğüyle bakanların bitmek bilmez kıyımlarına uğramaktan, “bugünlük” kurtulmuş olan çeşmeler, tarihi değer bilinci olan ellerin düzenleme ilgilerini beklemektedirler.

İlçenin Muradiye mahallesinde bulunan bir dizi tarihi çeşme ilçeyi, “farelik” olarak görülen eski Uzunköprü evlerinden arındırarak, betonlaştırma çılgınlığı sürecinde yerlerinden sökülerek yol edildi.

Bu talan yıllarca haber, yazı ve yorumlarımda yer aldı. Ama ne partilerin ilçe başkanları, nede başkan merkezli kitle örgütleri olumlu yada olumsuz tepki verdi.

Yazdıklarımın muhatabı olan belediye başkanları, yazılana duyarsız kalan ilçe başkanlarının, belediye ile ilişkilerinin bozulmasından korktuklar için sustuklarını biliyordu.

Sonuçta, Uzunköprü’nün tarihi çeşmeler konusunda getirildiği nokta, günümüze kalabilen birkaç çeşmenin sergilediği suratlara okkalı tükürük görüntülerle ortadadır.

Ben bu görüntüleri fotoğraflarken insanlığımdan utandım… utancım elbette ki kendi adıma değil, ilgisizliğinizin desteğiyle birer tarihi eser sevme özürlü olarak yetişen ve bu saygısızlıkları sergileyen çocuklarımız ve sizler adınadır.

Halkın ve gençlerin günümüzde tarihi çeşmelere yönelik olarak işledikleri ayıplar, yıkıcı yok edici saldırılar, ilgi özürlü büyüklerinin ve tarihi dokuyu yok sayan plan tadilatlarıyla Uzunköprü’yü beton cehenneme dönüştüren Belediye Başkanların eseridir. (Nazmi METİN)