Milletvekili Gaytancıoğlu, SIFIR GÜMRÜK VERGİSİ İLE 300 BİN TON AYÇİÇEĞİ İTHALATI KİME YARIYOR

AKP, 26 Aralık 2018 tarihinde aldığı kararla bir kez daha Türk çiftçisinin yanında olmadığını, üretime ve üreticiye destek yerine günü kurtarabilmek için ithalata yönelik politikalara onay verdi. 26 Aralık 2018 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, 300 bin ton ayçiçeği için tarife kontenjanı açıldı ve % 27 olan gümrük vergisi oranı sıfıra düşürüldü. Bu kapsamda yapılacak ithalatta gümrük vergisi alınmayacak. Yani ülkemiz çiftçisinin ürettiği ve temel gıda maddesi niteliği taşıyan bir ürünün ithalatı cazip hale getirilecek. Gerekçe yine aynı “GIDA ENFLASYONUNU DÜŞÜRMEK”. Aslında gerekçe belli, yandaşları zengin etmek, ithalatçılara rant sağlamak.

Pekiyi 300 bin ton sıfır gümrük vergisi ile ayçiçeği ithalatı kime yaramıyor? Cevap çok basit.
– Üreticiye yaramıyor, üreticide fiyatlar 2200 TL/ton seviyesinde iken 1800 TL/ton’lara gerileyecek.
– Stoklarında 200 bin tonun üzerinde ayçiçeği olan Trakyabirliğe yaramıyor. Trakyabirlik Ağustos-Eylül aylarında üreticiden 2320 TL ortalama fiyattan 270 bin ton ayçiçeği satın almıştı, fiyatların düşmesiyle zararına satış yapacak, yine üretici kaybedecek.
– Stoklarında 50 bin tonun üzerinde ayçiçeği olan Karadenizbirlik ve Pankobirliğe yaramıyor. Trakyabirliğe benzer durum Karadenizbirlik ve Pankobirlik içinde geçerli. Onlarda zarar edecek.

Pekiyi 300 bin ton sıfır gümrük vergisi ile ayçiçeği ithalatı kime yarıyor? Cevap yine çok basit.
– Hasat zamanı üreticiden az ürün alıp, % 27 olan gümrük vergilerini o dönemde % 13.5’lara düşürten lobinin başındaki sanayiciler o zaman kazanmışlardı, şimdi daha çok kazanacaklar, kısacası iç piyasadan az ürün alıp, fabrikalarını ithalatla çalıştıranlar her zamanki gibi daha çok kazanacaklar. Kısacası ithalatçı yandaş firmalar kazanacak.

Genel olarak kaybeden ise her zamanki gibi Türkiye ekonomisi olacak.

AKP, son 2 yıldır hangi gıdanın fiyatı artarsa ithalata başvuruyor. Patates fiyatları artıyor, patates ithalatı yapılıyor. Et fiyatı artıyor, et ithalatı yapılıyor, arpa fiyatı artıyor, arpa ithalatı yapılıyor. Şimdi ise sözde ayçiçeği fiyatı yüksekmiş, gümrük vergisini düşürerek fiyatları düşürmek neyin nesi? Neden yurtiçi üretimi arttırma yönünde politika geliştirilmiyor da Devletin vergi gelirlerinin azalması pahasına ithalata başvuruluyor? Nedense tüm ithal edilen ürünler ülkemiz coğrafyasında üretilen ürünler, burada bir tezat var. Tezat aslında yok, arada para kazananlar var. Bu parayı kazananlar nedense AKP yandaşları, nerede bir tarım ürünü ithalatı varsa arkasında mutlaka bir AKP yandaşı var. Yani AKP sadece yandaşlarını düşünüyor, bahane olarak da gıda enflasyonunu öne sürüyor.
AKP hükümeti çiftçiye ek kaynak yaratarak destekleme yapmak yerine çözümü yine ithalatta arıyor. Nitelikli bir tarım politikası oluşturamadığı için Türk çiftçisinin yetiştirdiği ürünleri ithal ediyor. Kısacası Türk çiftçisini desteklemek yerine başka ülkelerin çiftçilerini desteklemeyi daha uygun buluyor. AKP, neden temel gıda maddesi niteliği taşıyan birçok üründe çiftçiyi desteklemek yerine ithalatı tercih ediyor? Niçin yüksek enflasyonun nedeni olarak tarım ürünlerini suçluyor? Neden girdi maliyetlerini düşürmeyi tercih etmiyor da en kestirme yolu gümrük vergilerini sıfırlayarak ithalatın önünü açmakta buluyor? Defalarca ikaz etmemize karşın, girdi fiyatlarının sürekli artması ancak çiftçinin sattığı ürün fiyatlarının artmamasına rağmen AKP’ye yakın işadamlarının lobi faaliyetleri başarılı oldu ve birçok tarım ürününde gümrük vergileri sıfırlandı.

İthalatı yapılan tarım ürünlerin tamamı tarımsal üretim sonucu elde edilen ürünlerin işlenmiş hali olan gıda ürünleri. Pekiyi bu ürünlerin tamamı Türkiye’de mi üretiliyor? Cevap çok basit. Aslında bu ürünlerin tamamı Türkiye’de üretilmesine rağmen bu ürünlerin oluşumuna katkı sağlayan girdiler ithal. Örneğin ayçiçeği elde edebilmek için gübre kullanıyorsunuz, ancak gübrenin yarısını yurtdışından ithal ediyorsunuz. Yani Dünya fiyatları artmasa da dolar arttığı için maliyetler yükseliyor, bu yükseliş de ayçiçeği fiyatlarını yükseltiyor. İşte sorunun çözümü de burada yatıyor. Önemli olan bu yem hammaddelerini ithal etmemek. AKP böyle mi yapıyor? Yani çözümü üretim de mi arıyor. Cevap HAYIR.
Gıda enflasyonuna kalıcı çözüm bulmak için, üretimden başlayarak tüketime kadar olan zincirin her halkasında yaşanan sorunları çözmek ve nitelikli bir tarım politikası oluşturarak uygulamak gerekmektedir. İthalata dayalı bir politika ile gıda fiyatları kısa vadede düşürülse de orta ve uzun vadede fiyatın daha da yükselmesine neden oluyor. Bu ithalat çarkının kırılarak üretimin artırılması gerekiyor.
Bu kararlar artık AKP’nin Türkiye tarımını yönetemediğinin, ne yaparsa yapsın Türkiye tarımına yön veremediğinin açıkça bir ifadesidir. AKP yıllardır uyguladığı politikalarla üretim ve üretici yerine hep ithalatçıyı, aracıyı ve kendi yandaşını düşünmüş, politikalarını halka yönelik uygulamamıştır. AKP’li yıllarda mera varlığı 40 milyon hektarlardan 13 milyon hektarlara gerilemiş, Türk çiftçisinin 1 milyar TL olan borcu 110 milyara yaklaşmış, tarla ipoteği karşılığı kredi kullanımı patlama yapmış, Türkiye tarım ürünlerinde net ihracatçı iken net ithalatçı konuma gelmiştir. Bir zamanlar üretici bir tarım ülkesi olan Türkiye, yem ham maddeleri olan buğday, arpa, soya ve mısırda net ithalatçı, başka bir deyişle, yemin yüzde % 50’si ithal ham maddeyle elde ediliyor. Yemin yarısını ithal edersen et fiyatı düşmez. Kısacası, inekler ithal, yem ithal, saman ithal, AKP ise, yerli ve millî.
Kısacası AKP tarımı iyi yönetememiş, enflasyon oluyor mantığı ile Türk çiftçisinden esirgediği hakkı olan desteği başka ülkelerin çiftçisine gözünü kırpmadan ödemeyi çok kolay yapabilmiştir. AKP’nin gündeminde tarlasından, köyünden ettiği çiftçi yoktur. Çiftçinin desteklenmesi, yerine boş kalan 2 Trakya büyüklüğünde araziyi nasıl üretime kazandırırım mantığı yoktur. AKP’nin gündeminde rant vardır, yandaşlar vardır.
Türkiye’de uygulanması gereken tarım politikası çok açık ve nettir. Bilimsel temelli, üretim planlamasına dayalı, üreticinin alın terinin karşılığını ödemeyi düşünen bir Devlet politikası. Kısacası ÜRETEN BİR TÜRKİYE, HAKÇA BÖLÜŞEN BİR ÜLKE olmak istiyorsak üretimi ve üreticiyi desteklemek zorundayız