Ağlayan Çocuk Tablosu ve hikayesi

1911-1981 yılları arasında yaşamış olan İtalyan ressam Bruno Amadio (Giovanni Bragolin) geçimini Venedik’te turistlere resim satarak sağlamaktadır.

Hiçbir sanatsal değeri olmayan ve kitlesel tüketim için seri halde imal edilen ucuz tablolar hazırlayan ressamın en ünlü tabloları ise toplam 65 adet olduğu sanılan “Ağlayan Çocuk” tablolarıdır.

Ressamın da ünlenmesini sağlayan ve ülkemizde de bilinen “Ağlayan Çocuk” tablosu ise “Çiko” isimli tablodur.


Türkiyede ilk olarak 1979 yılında Fethullahçıların Sızıntı dergisinde kapak olan ve sonrasında pek çok dergi ve gazetede de yayınlanan tablo özellikle 80’li yıllarda 12 Eylül rejimine tepki olarak yaygınlaşmış, evlerde, işyerlerinde, dolmuşların arka camlarında vs pek çok yerde kendisine yer bulmuştur.

Telif hakkı alabilmiş olsa ressamı zengin edecek olan tablonun dünya çapında milyonlarca adet basımı yapılmış, pek çok kişi ve basımevi büyük paralar kazanmışlardır. Para alamasa da tablosunun milyonlarca evde, işyerinde asılı olması ressamın tek tesellisi olmuştur.

Ülkemizde merhamet, şevkat, acıma, bereket vb duygularla özdeşleştirilen tablo bazı ülkelerde lanetli, uğursuz olarak damgalanmış, onbinlercesi toplanıp imha edilmiştir.

1985-86 yıllarında İngiliz The Sun gazetesi Yorkshire kentinde çıkan yangınlarla ilgi yaptığı pek çok haberde evlerdeki tüm eşyaların yanmasına rağmen ilgili tablonun yanmadığını, çünkü lanetli olduğunu işleyen haberlere imza atmıştır.

Öyle ki, aynı dönemde gazete evlerden ilgili tablonun toplanıp topluca imha edilmesini sağlamıştır.

İlk olarak bir yangın sonrası itfaiye tarafından yapılan açıklamada evde yanmamış bir Ağlayan Çocuk tablosu bulunduğunun bildirilmesiyle başlayan ve sonrasında her yangında benzer haber ve açıklamalar ile adeta bir cadı avına dönüştürülen meselenin aslı ise sonradan açıklığa kavuşmuştur.

Aslında yangınların tablolarla hiçbir alakası olmamakta; bu yangınlar tamamen elektrik kaçağından, sobalardan, ısıtıcılardan ve açık unutulan ocaklardan dolayı çıkmaktadır.

Ama halk nasılsa bu hurafeye bir şekilde inanmış ve evinde bu tabloyu barındıran herkesin içine bir kuşku düşmüştür.

O dönemler yangınların çıktığı mahalleler genelde daha düşük gelirli insanların oturduğu yerlerde çıkmıştı ve tesadüfen bu tablonun 50.000 gibi bir sayıdaki kopyası sadece bu alanlarda satılmıştır.

Yapılan araştırma sonrasında tablonun yanmamasının nedeninin baskı yapılan malzeme olduğu ortaya çıkmış, ancak yayılan hurafelerin önüne bir türlü geçilememiştir.

Aynı dönemlerde ressamın çocukları kaçırıp işkence ettiği ve işkence esnasında da tabloları yaptığı, bu nedenle de tabloların çok gerçekçi olduğu dedikoduları da ayyuka çıkmıştır.

Mavi gözlü sevimli çocuk, Çiko portresi yapıldıktan kısa bir süre sonra yetimhanede çıkan bir yangında çocuğun hayatını kaybettiği, bu yangın yüzünden yetim çocuğun ruhunun Amadio’nun tablosuna hapsolduğu ve huzura eremediği, bu yüzden hapsolduğu tablodan kurtulmak ve huzura ulaşmak için bulunduğu evleri yaktığı da iddia edilmişti.

Benzer şekilde Lanetten kurtulmak için de farklı teoriler üretilmişti.

Örneğin, Ağlayan Çocuk ve Ağlayan Kız resimlerini birlikte yan yana duvarlarına asanlar felaketlerden kurtuldukları gibi iyi şansa da sahip olacaklardı.

Aradan geçen yıllarda giderek ünlenen tablo yıllar sonra Şili’de Cadılar Bayramı kutlaması için hazırlanan bir afişte kullanılmış, orada da İngilterekinin benzeri bir muameleye maruz kalmıştır.

Tüm bu hurafe ve karalamalara rağmen Ağlayan Çocuk hala dünyanın en ünlü tablolarından biri olmaya devam etmektedir.