Çetin İMER’i kaybettik

Uzunköprülü roman ve öykü yazarı Çetin İMER’i kaybettik.

1941 yılında İstanbul’da doğan ve 1 Eylül 2018 günü hayata gözlerini yuman Trakya yazınının Çetin Ağabeyi Çetin İMER Muradiye Camiin de kılınan ikindi namazından sonra toprağa verildi.

Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Çetin İMER

  (Yazar)

Uzunköprü’nün ilk doktoru Şahap İMER’in oğlu olan Çetin İMER 1941 yılında İstanbul’da doğar. Aralarında Galatasaray ve Edirne Liselerinin bulunduğu eğitimi sırasında sekiz okul değiştirir.

Kendisine İstanbul’da Tünelde bulunan bir boks salonunda 3 yıl süren boks yapmanın yolunu açan bu performansını, Lise sonrasında başladığı meslek edinme girişimlerinde de sürdürür.

Çok sevdiği boksu, “insanı yumruklamanın sporu olmaz” diyen babasının talebi üzerine bırakmak zorunda kalır ama, futbol dışında sporun bütün dallarında hayatının belli zamanlarında severek yer alır.

1963 yılında ailesinin bulunduğu Uzunköprü’de yaşamaya başlar. 1968 yılında evlenir, 2 erkek çocuğu olur.

1991 yılında aralıklarla 4 kez geçirdiği ensfaktüsten sonra yazmaya başlar. Başlarda yazdığı öykülerini internet ortamında yayın yapan edebiyat sayfaları, Edebiyat Defteri ve Hikayeler Net’te yayımlar. Bir yayınevine yayımlanması talebiyle gönderdiği öykülerinin, “Edebi yönü yok” gerekçesiyle iade edilmesi üzerine, iki yıl kaleme kağıda dokunmaz.

Dört yıl Uzunköprü Memurlar Kulübünü işletir. İlçenin Gazi Caddesinde eşiyle birlikte işlettiği bezaz dükkanı, dostlarıyla bir araya gelerek keyifli saatlere yayılan kültür, sanat, edebiyat konuşmalarının yapıldığı adres özelliği kazanır.

1996 yılında Uzunköprü Belediyesinde kitap standı açan Edirne’li yayıncı Şeref KURTİŞ’le tanışmasıyla, 1996-2017 yılları arasında peş peşe, “Bay P, Kızıl Saçlı, Ramço, Reis, Şahin, Hiç Kimse, Hayatın İçinden Öyküler, Hayal, Hayal Ötesi” isimleriyle sekiz kitabı yayımlanır.

Dostlarıyla ilgili sorumu yanıtlarken gördüğüm;

Hayatının boşluklarını varlıklarıyla doldurarak paylaşılan anları keyifli yapan dostları arasında, Ahmet Gürel, Candoğan Duru, Yaşar Gürsoy, Doğan Ünalp adlarını, zamansız yitirmenin hüznünü yansıtan sesiyle sayarken, gözlerinin dolu dolu oluşu, özleminin yürek dolusu halini haykırıyordu.

 

Kendisi Hakkında Yazdıkları;

“Ufku geniş,

Hayali peşinde koşan,

karşındakine çabuk inanan,

ve de hep hüsrana uğrayan

ama küçük şeylerle de mutlu olan,

iflah olmaz bir edebiyat hastasıyım.”

 

“Ben: iyi kötü her olayı alın yazısına bağlamanın,Tanrı’ya saygısızlık olduğu kanaatindeyim.Yaratanın yarattığı kullarına karşı böyle acımasız olması mümkün mü.?

Öyküde okuyacağınız gibi, yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış insan olmanın faturasının bu kadar ağır olması ulu tanrının isteği olamaz. Kadın erkek ilişkilerinde, kişilerin birbirlerini gözetmesi normalde sevgi ve değer ifadesi sayılabilir. Ama aşırıya varan kıskançlık virüsünün,

Her şeyi yok edişinin anlatımıdır bu kitap. Çözümü ölümde aratacak kadar her şeyin bittiğini sandığınız durumlarda bile, başınızı kaldırıp, etrafınıza göz atacak olursanız, size uzanmış bir elin yarattığı yaşam kıvılcımını mutlaka görürsünüz.

İnanın, hayat her şeye rağmen yinede yaşamaya değiyor.”

 

“Yaşantımı 6 ay Uzunköprü’de, 6 ay Saroz körfezi Erikli’de ki yazlığımda geçirmekteyim. Tahsilimi Galatasaray ve Edirne lisesinde yaptım. Girip çıkmadığım hiç bir iş kalmadı. Oldukça hareketli geçen bir hayattan sonra stresten uzak yaşamak için kendimi emekli edip öykü ve roman yazarlığına başladım. Basılmış ( HAYAL, KIZIL SAÇLI, BAY P, REİS, HİÇ KİMSE no body, ŞAHİN, RAMÇO ve HAYATIN İÇİNDEN ÖYKÜLER adlı kitaplarım var.

Nefret ettiğim iki şey, riya ve kereviz.”

(Uzunköprü’de İz Bırakanlar  kitabından alınmıştır)