KEPİRTEPE ve KEPİRTEPELİLİĞİN ANLAMI-Hasan ÇEVİK

 

Çocukluk yıllarımızdan gençlik yıllarımıza uzanan süreçte gündüzleri eğitim ve öğretimimizi, geceleri düşlerimizi, sevdalarımızı paylaştığımız. Adım attığımız ilk günden beri 365 gün 24 saat benliğimizde kişiliğimizde yaşayan, beynimizde, yüreğimizde, ruhumuzda yer eden en önemli kurum olan Sevgili okulumuz Kepirtepe ve Kepirtepeli’lere selamlar.

Denizin hırçınlığı nasıl ki Martların denize olan tutkusunu engelleyemezse, bir kuşun altın kafese kapatılması onun içindeki uçma sevdasını öldüremiyorsa yaşamımızda karşılaştığımız hiçbir olay, hiçbir engel içimizdeki Kepirtepe tutkusunu yok edemedi. Nedir bu olgu? Kepirtepe’de çeşitli nedenlerle bulunan herkesin kafasında ve bilincinde bir KEPİRTEPE olgusu vardır. Herkes kendi penceresinden bir Kepirtepe yorumu yapabilir ve yapmaktadır da. Benim anlayışıma göre Kepirtepe ve Kepirtepeli olmak sade bir duygu seli ile değil, akıl ve bilim süzgecinden geçen bir gerçeklik ile şekil bulur. Eyleme dönüşmeyerek sabun köpüğü gibi kaybolan duygularla KEPİRTEPE anlatılamaz. Benim için Kepirtepelilik, nicelik değil, niteliktir.

Ben sizlere kendi Kepirtepe’mi anlatmak istiyorum. Kepirtepe, tarihsel gelişim süreci içinde taşıdığı bir vizyona ve geleceğe yönelik olarak yüklendiği bir misyona sahiptir. Dünya tarihinde yaşanmış olan devrimlerin dayandığı toplumsal ve sınıfsal temeller vardır. Bizim ülkemizde yaşanan Anadolu ihtilali ve Aydınlanma devrimini irdelemeksizin Kepirtepe’yi ve daha geniş anlamda türdeş kurumları anlamak olası değildir. Anadolu İhtilali ve Aydınlanma devrimine toplumsal taban yaratmak için düşünülen Köy Enstitüleri sistemine bakmadan Kepirtepe’yi anlayamayız. 20.Yüzyıla damgasını vuran ve sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı veren tüm halk hareketlerinde lider kabul edilen M.Kemal’in öncülüğünde kurulan yeni Türkiye’nin ihtiyacı olan, eğitimli ve aydınlık toplum yaratmak için öngörülen KÖY ENSTİTÜLERİ, o dönemde toplumun % 85’ini oluşturan köylü ve köy yaşamını ele alan, köylünün bilincini, isteklerini, beklentilerini, çelişkilerini çözmek için yola çıkan bir düşüncedir. Çıkar amaçlı Feodal ve karanlık yapılara karşı Vatandaş olma bilincini oluşturmaya yönelik hareketlerdir. Bu topluma “ mutlak doğrular” olarak dayatılan “ yasallaşmış yalanları “ yok ederek sağlıklı düşünen, bir cemaatin üyesi olarak cemaat önderine biat etmekten çok soran, sorgulayan, araştıran ve düşünen kafalar yaratma ilkesinden yola çıkan kuruluşlardır. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un bu ilkelere bağlı düşünceleri ile şekil bulan Köy Enstitülerin bir parçasıdır Kepirtepe. Kepirtepe’li olmak bu düşünce ve ilkeler içinde yer almaktır. Bu geleneği sürdürmektir. Bu birikime ve bu kültüre uygun eylemlerde bulunmaktır. Çağına ve içinde bulunduğu toplumuna karşı sorumluluklar taşımaktır Kepirtepelilik. Kepirtepeli aydın insan olmanın olmazsa olmazı budur.

Trakya coğrafyasında bir toprak parçasında yaşadığımız acı tatlı anılardan öte, Bana akıl ve bilimden yana olmayı ve bu yoldan ayrılmadan, sormayı ve sorgulamayı, haksızlıklara ve yanlışlıklara karşı gerektiğinde tüm varlığımla direnmeyi öğreten, yaşamda en değerli varlıkların, direnerek kazanılanlar olduğunu öğreten bir düşünce yuvasıdır benim Kepirtepe’m. 1977’lere kadar genel olarak Öğretmen yetiştiren bir kurum olan Kepirtepe, bu tarihten sonraki yapılanma sonrası yaşamın her alanında görev alan çeşitli dallarda çalışan insanların kaynağı olmuştur. Bu yapı ile Kepirtepeliler, Türkiye’nin eğitim ve öğretim dünyasında Türkiye’nin hukuk dünyasında, Türkiye’nin tıp dünyasında Türkiye’nin ekonomi dünyasında, Türkiye’nin tarım dünyasında Ve adını şu anda saymadığım çok çeşitli alanlarda ve çeşitli yaşam biçimlerinde çalışmalarını sürdürmektedirler. Benim Kepirtepelim, çağdaş, aydınlık, insan haklarına saygılı, barış içinde bir arada olmayı bilen insanların yaşadığı bir yolu bulur veya öyle bir yol yoksa da yaratır. Çünkü, Kepirtepelilik geleneği, aydınlanma devrimleri kültürü bu sorumluluğu kendisine vermiştir. Kepirtepe Köy Enstitüsü yetiştirdiği aydınlar ordusu ile sadece Trakya Bölgesi’ne değil, ülkenin dört bir yanına faydalı hizmetlerde bulunmuştu. Bu geleneğin devamı olduğuna inandığım Kepirtepe’liler, Türkiye’nin şu anda ihtiyaç duyduğu yeni siyasetler, yeni teknolojiler, yeni bir aydınlanma dili ve yeni araçlarla hizmetini sürdürmek durumundadır. Kepirtepe’li, Bağımsız, demokratik, hukuka bağlı, doğaya ve insana saygılı, barışın egemen olduğu, emeğin üstün olduğu yeni bir Türkiye kurmak üzere, çalışmakta olduğu alanlardaki toplumsal örgütlenmelerde ön saflarda yer almak konusunda sorumluluk yüklenmek zorundadır..

Her Kepirtepelinin, Öncü aydınlarımızın yıllarca önce yaktığı çoban ateşinin daha kuvvetli yanması için göreve hazır olduğuna inanıyorum. Kepirtepeli, Fabrikadaki işçinin, tarladaki köylünün yanında, kürsüdeki öğretmenin yanında, Ergene Nehrinin kirliliği için direnenlerin, İğneada’nın kirlenmemesi için direnenlerin yanında saf tutmak durumundadır. Benzeri amaçlarla yapılan kitlesel eylemlerde bayrağı taşıyanların arasında Kepirtepeliler olmalıdır. Önümüzdeki ilk adım, ana sözleşmesinde belirtilen ilkeler doğrultusunda tüm Kepirtepelileri kucaklamaya hazır olan KEPİRTEPELİLER EĞİTİM VAKFINA katılmak ve katkı sağlamaktır.  Hasan Çevik

Reklamlar