KAMUOYUNUN DİKKATİNE-Egemen ASLAN

 

Türkiye, çok ağır bir tehdit ile karşı karşıyadır. Bu tehdit, Suriye iç savaşı sırasında ülkelerini terk ederek Türkiye’ye kaçan ve resmi rakamlara göre sayıları 3.8 milyon, ancak gayri-resmi olarak 4 milyonu aşan Suriyeli sığınmacıların Türkiye için oluşturdukları çok boyutlu tehdittir. Halen Türkiye, resmi rakamlara göre 3.8 milyonu Suriyeli, toplam 4.6 milyon sığınmacı ile dünyada en fazla sığınmacının olduğu ve bütçesine göre sığınmacılar için dünyada en fazla para harcayan ülkedir. Suriye iç savaşından, Suriye’den sonra en zararlı çıkan ülke Türkiye olmuştur.

Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye giriş şekliyle hiçbir modern devlette karşılaşmak mümkün değildir. Suriyeli sığınmacıların hiçbir ciddi kontrol yapılmadan Türkiye’ye girmelerine müsaade edilmiştir. Ve bu sığınmacılar Türkiye’ye kabul edilirken geleceklerinin planlanması ile ilgili hiçbir kurumsal ve fikri planlama yapılmamıştır.

Ancak bu arada Türkiye’ye 4 milyon Suriyeli yerleşmiştir. Bunlar Türk vergi mükelleflerine 35 milyar Dolara mal olmuşlardır. Ve maliyet her geçen gün biraz daha artmaktadır. Türk ekonomisi böyle bir yükü kaldıramaz.

Suriyeli sığınmacıların Türkiye için oluşturduğu tehdit sadece bugün ile ilgili ekonomik bir yükten kaynaklanan tehdit değildir. Suriyeliler, orta ve uzun vadede Türkiye’nin milli, kültürel, politik ve jeopolitik yapısını değiştirecek kadar büyük bir tehdit oluşturmaktadırlar. Suriyeli sığınmacılar Türkiye’nin kültürel ve etnik dokusunu değiştirecek bir hızla artmaktadırlar. Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye gelişi, tarihin en büyük göçlerinden birisi olarak modern bir kavimler göçü niteliği taşımaktadır. Bugün Türkiye’de yaşayan 20 kişiden birisi sığınmacıdır. 2040 yılında her 13 kişiden birisi sığınmacı olacaktır.

Suriyeli sığınmacıların başını çektiği ve Afgan göçü ile desteklenen bu kitlesel göçler modern kavimler göçü olarak Türkiye’nin demografik yapısını, Türk kimliğini orta ve uzun vadede ağır tahribata uğratacak niteliktedir. Suriye ulus devletinin sert Suriyeli kimliği ile yetiştirdiği kitleler Türk toplumuna entegre olmayacaklardır. Sosyolojik bir milli bütünleşme sağlanamayacaktır. Suriyeliler içimizde büyüyen ayrı bir millet olarak varlıklarını sürdüreceklerdir. Bir süre sonra Arap azınlık hakları talepleri yükselecek, Arap milliyetçiliğine dayanan partiler ortaya çıkacaktır.

Türkiye’nin belirli kentlerinde Suriyeliler ya tam nüfus üstünlüğünü ele geçirmiş durumdadır, ya da %25 veya %30’luk dilime ulaşmışlardır. 2040 yılında 8 milyona yakın Suriyeli Arap, Türkiye’de yaşıyor olacaktır. Böyle bir demografik istila ile Türkiye’de milli devleti ayakta tutmanız mümkün olmaz. 2040 yılında Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Hatay’ın Türk kenti niteliği tehlikeye düşecektir. Adana ve Mersin illerimizin Türk kimliği sarsılacaktır.

Suriyeli sığınmacıların bir an evvel ülkelerine dönmelerinin zemini hazırlanmazsa, Ortadoğu’da sık sık rastladığımız jeopolitik sarsıntılardan bir tanesinin gerçekleşmesi durumunda bu coğrafyayı Türkiye’nin parçası olarak tutmanız mümkün olmaktan çıkar. “Mültecilerin çoğunun geldikleri ülkeye geri dönmedikleri” üzerine kurulu Batı kaynaklı söylemin arkasında da Batı’nın Türkiye’nin içine gelecekte istismar edebileceği bir demografik yapının oluşmasını hedeflemesi yatmaktadır. Batı
dünyası, uzun Zamandan bu yana kitlesel göçlerin bir silah olduğunun farkındadır. Bundan dolayı sosyal bilimlerde Kitlesel İmha Silahları kavramından hareket edilerek Kitlesel Göç Silahı kavramı üretilmiştir.

Suriyeli Sığınmacıların Ortaya Çıkardığı Kısa ve Orta Vadeli Diğer Tehditler

Suriyeli sığınmacılar sadece Türkiye’nin demografik yapısını değiştirerek milli devletin demografik alt yapısını ortadan kaldırmak veya güney ve güneydoğu illerimizde jeopolitik kırılmalara yol açmak dışında da kısa ve orta vadeli sorunları oluşturmaktadırlar. Bu sorunları şu başlıklar altında toplamak mümkündür:

Ekonomik Sorunlar

1 milyon gibi büyük bir sayı ile iş gücü piyasasına giren Suriyeliler, Türk iş gücü piyasasını olumsuz etkiliyorlar. Türklerin işsiz kalmasına yol açacak şekilde düşük ücretler ile çalışmayı kabul ederek, iş piyasasının dengelerini bozuyorlar. Birçok Türk, işini kaybediyor.

Suriyeliler açtıkları ticarethanelerde vergi ödemiyorlar. Türk esnafı vergi öderken, Suriyeli esnaf hem vergi ödemiyor hem kaçak mal satıyor. Sığınmacılar hem Türk esnafa zarar veriyor hem Türk ekonomisine.

Suriyeli sığınmacılar için harcanan para görünürde 35 Milyar Dolardır. Ve sürekli artmaktadır. Bu miktar Türkiye için kaldırılamayacak ölçüde büyüktür. Yaşanan ekonomik krizin nedenlerinden birisi de hiç şüphesiz sorumsuzca harcanan bu paradır.

İç Güvenlik Sorunları

Türkiye’de İstanbul başta olmak üzere etkin bir Suriye mafyası oluşmaya başladı. Bu mafyanın, çoğu iç savaş travmasını yaşamış, klinik depresyonda olan ve eğitimsiz çocuk/gençlerden oluşan Suriyeli büyük bir insan kaynağı var. Önümüzdeki yıllarda

bu mafya çok daha güçlenecek. Kendi aralarında Arapça’nın değişik lehçelerini konuşarak polisin teknik istihbaratından büyük ölçüde kaçabilecek bir Arap mafyası, Türkiye’yi Ortadoğu ile Avrupa arasında geçiş yolu yapacaktır.

Suriye iç savaşının radikal selefi unsurları Türkiye’de örgütleneceklerdir. Bir süre sonra bu unsurlar Türkiye’de selefi cihatçı şiddet eylemlerine imza atacaklardır. Türkiye’de selefi cihatçı örgütlenmeler güç kazanacaktır. Türkiye, yeni bir selefi- cihatçı terör dalgasının hedefi olmanın ötesinde merkezi de olacaktır.

Kültürel Sorunlar

Türk-İslam kültürü büyük bir aşınma ile karşı karşıya kalacaktır. Hanefi-Maturidi çizginin yerini zaman içerisinde selefi cihatçı çizgi almaya başlayacaktır. Nitekim, son yıllarda bu konuda olumsuz gelişmeler görülmektedir. İlahiyat fakültelerine bile Suriyeli ilahiyatçılar aracılığı ile selefi cihatçı çizgi sızmaya başlamıştır.

Sağlık Sorunları

Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde Türkiye’de kaybolmuş hastalıkların tekrar ortaya çıktığını görüyoruz. Özellikle çocuk hastalıklarında bu durum tedirgin edici olmaya başlamıştır. Öte yandan Afgan göçüile yoğun bir hepatit B ve tüberküloz salgını ile ülkemizin karşı karşıya kalacağı beklenmektedir.

Fuhuş İle İlgili Sorunlar

Ensar-muhacir edebiyatı yapanlar, fuhuşun Suriyeliler ile birlikte nasıl yayıldığını gözden kaçırmaya çalışmaktadırlar. Bu Suriyelilerin “ahlaki sorunu” değildir. Açlığı aşmak için satacak bir şeyi kalmayanların vücutlarını satmalarıdır. Suriyelilerin yoğun olduğu illerde erkek çocuklarının fuhuşa gitmeleri 14 yaşına kadar düşmüştür. Cinsel hastalıklar korkutucu ölçüde artmıştır.

Eğitim Sorunları

Türkiye gibi eğitim sorununu çözememiş bir ülkede genç Suriyeli nüfus eğitim sistemimiz için ağır bir yük oluşturmaktadır. Karışık okullarda Türkçeye hakim olmayan Suriyeli öğrenciler, eğitimin kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye’nin ve Suriyeli sığınmacıların iyiliği için Suriyelilerin ülkelerine dönmelerinin sağlanması tek çözümdür. Suriyelilere Türkiye’de vatandaşlık değil, Suriye’de bir vatan verilmesi gerekmektedir. Suriyelilere şefkat göstermeliyiz. Ancak bunu söylerken, şunu da bilmek zorundayız. Bu Türkiye’yi onlar ile paylaşmak anlamına da gelmemelidir. Gerçek çözüm, onlara vatandaşlık vererek hem onların hem Türkiye’nin geleceğini büyük bir belirsizliğin içine atmak değil, sığınmacıların Suriye’de kendi vatanlarını kazanmaları için yardım etmekte gizlidir.

Suriye’de merkezi otoritenin tesisine yardımcı olmak, barışın ve istikrarın süreklilik kazanmasını desteklemek, Türkiye’nin benimsemesi gereken politikadır.

Türk Milletinin çok büyük bir bölümü, sağduyusuyla, bütün medya kaynaklarından yanıltıcı bilgi aktarılmasına rağmen Suriyeli sığınmacıların oluşturduğu tehdidin büyüklüğünü hissetmişlerdir. Bilgi Üniversitesi tarafından yapılan “Kutuplaşan Türkiye” adlı araştırmada seçmenlerin %84-85’inin Suriyelilerin ülkelerine dönmesini istediğini görüyoruz. Bu oran, İYİ Parti seçmeninde %97, MHP seçmeninde %95 CHP seçmeninde %94 ve AKP seçmeninde %84 civarındadır. Türk Milletinin üzerinde uzlaştığı tek şey Suriyelilerin Türkiye’den gitmesidir. Başka hiçbir konu üzerinde bu kadar büyük bir uzlaşma yoktur.

Tabii herkesin yapabileceği bir şey var. Bazı kanallardan ısrarla Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de kalmasının​normal olduğu​fikri​işleniyor. Bu doğru değil.​Türkiye,​Suriyeli sığınmacıların bir bölümü için bedava alışveriş yapılan süper market gibi görünse de Suriyelilerin çok büyük bir bölümü yurtlarına dönmek istiyorlar. Türk Milletinin çok büyük bir bölümü de, takriben %85’i, Suriyelilerin ülkelerine dönmelerini istiyor. Siz de bu konuda sesinizi yükselterek, bu demokratik talebin daha güçlü seslendirilmesine katkı verebilirsiniz. Bu konudaki doğru tavır Türkiye’nin geleceğindeki birçok büyük sorunun ortaya çıkmasını engelleyecektir.

Egemen ASLAN