Yerel İnsan değerlerimizi tanıyalım, tanıtalım

 

Yerleşim yerleri doğal, tarihi ve kültürel değerleri ve bu değerleri insanın sanatsal katkısıyla anlamlandırarak zenginleştiren isimlerle de tanınırlar.

Benim ömrümün büyük bir bölümünü geçirdiğim yerlerden olan Uzunköprü’de, doğal, tarihi ve kültürel değerler konusunda zengin örnekleri içinde barındırır. Bunlardan başta geleni ilçeye de adını veren tarihi Uzunköprü’dür.

Osmanlı’nın Rumeline geçişine köprü olan bu zenginliğimizden söz ederken, böyle bir değeri var ederek bugünlere miras bırakan isimlerde bilgilendirmelerde yer alır.

Söz konusu değerimiz günümüzde her ne kadar, sahip olduğu değer bilgisi taş ve topraktan ibaret kafalarca, inşaa edenlerin kemiklerini sızlatacak ölçülerde restorasyon katline uğramış olsa da, uzunluğu ve dönemin estetiksel emek özenini görselleştiren mimari zenginliğiyle hala örneksizdir.

Köprünün yapımı sürecinde ilçeye kazandırılan bunun gibi birçok tarihi yapı zenginliğinin yanında doğal zenginlikler konusunda da kayda değer örneklere sahip olan Uzunköprü’nün, kültürel zenginliğini var eden ve ellili yılların sonlarına doğru göç etmek zorunda kalan kültürel farklılığının geride bıraktığı izleri, bütün yıkıcı yok edici yaklaşımlara karşın hala mevcuttur.

Ülkemizde Yerel Yönetim çarkının karar alıcı ve uygulayıcı bölümlerinde, devlet görevlisi ya da halkın seçtiği olarak varlığını sürdürenlerde, örneğine pek rastlanmayan bir belediye başkanına iki dönemdir sahip olma şansını kullanan Uzunköprü, yıkıcı ve yok edici yönetim anlayışlarından günümüze kalabilen zenginliklerini geri kazanmaktadır.

Gazetecilik yaşamının otuz yılını, böyle sevindirici gelişmelerin yaşanması hayaliyle yorumlar yazarak, haberler yaparak geçiren biri olarak bugün bunları yazmak benim için oldukça mutluluk vericidir.

Geleceğimiz konusunda endişe duymamızı dayatan olumsuz gelişmeler ülkesinin yaşayanı olarak, köşelerimize çekilerek ah vah etmek yerine, hangi alanlarda etkinsek o alanlarda bizim olanı koruma ve gelecek kuşaklara emanet etme sorumluluğumuz vardır ve her koşulda bu sorumluluğumuza sahip çıkmak zorundayız.

Bu bilinçle Uzunköprü belediye başkanı Sayın Enis İşbilen’e çağrıda bulunuyorum;

Sayın İşbilen, yapılar onu koruyarak gelecek kuşaklara emanet edecek duyarlılığa ve bilince sahip insanlarla var olurlar.

Yönetimler gelip geçicidirler.

Kalıcı olan, yaptıklarına sağladıkları duyarlı insan katkısıdır.

Doğal ve tarihi değerlerimizin varlık zenginliğini insana verdiğimiz değer örnekleriyle anlamlandırırsak yaptığımız hizmetler kalıcı olur.

İlçenin edebiyat alanında üretken insan değerlerinden Kemal Özcan amcamızı bilirsiniz. Yazdığı şiirler ülke genelinde halk ozanları tarafından türküleştirilerek dilden dile dolaşan bu değerimiz bıraktıklarıyla ailesinin, dostlarının anılarında yaşıyor yaşamasına da…

Biliyorsunuz ki, böyle değerlerimizi yaşatmak için sizlerin üzerine düşen sorumluklar var.

Adını yaşadığı evin sokağına vermek gibi…

Evini müze olarak düzenlemek gibi.

Bu sorumluluğunuzu en kısa zamanda yerine getireceğiniz inancıyla halka hizmet koşunuzda başarılar diliyorum.

(Nazmi METİN)

 

Derviş Kemal (Kemal ÖZCAN) 

1930 yılında Dimetoka’nın (Yunanistan) Babalar köyünde doğdu. Asıl adı Kemal Özcan’dır. Doğduğu yıl ailesiyle birlikte Uzunköprü’ye göçetti.

Şiir yazmaya yaklaşık 15 yaşlarında başladı. Herhangi bir ustası bulunmayan Derviş Kemal, edebiyatın yanında resim yapmakta, keman, cümbüş ve bağlama çalmaktadır.

1950 yılında askere gidinceye dek çiftçilik yaptı. Askerlik dönüşü 2 yıl kadar noter katipliği yaptıktan sonra, 1955 yılında adliyede çalışmaya başladı. Bu görevi 1983 yılındaki emekliliğine kadar sürdü.

Önceleri sevda ağırlıklı şiirler yazan Derviş Kemal, daha sonra Bektaşi düşünce biçiminin de etkisiyle tasavvufa yöneldi. Ancak şiirlerinde toplumsal sorunlardan insana ilişkin öteki tüm konuları da ayrıntılı olarak işlemektedir.

Toplumsal sorunlardan insana ilişkin öteki tüm konuları ayrıntılı olarak işleyen Derviş Kemal’in şiirleri 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren özellikle Feyzullah Çınar tarafından bestelenip yorumlandı.

Derviş Kemal’in şiirlerinin bir bölümü »Şah Damarı«, (1996) ve »Şah Gülleri«, (2008) adıyla yayınlandı.

Derviş Kemal 25 Nisan 2015 günü aramızdan ayrıldı…

Şiirlerinde Derviş Kemal mahlasını kullanan Kemal Özcan şiiri:

Bana Yaklaşma

Arkadaş gerçekten bülbülsen eğer

Gülleri sevmezsen bana yaklaşma

Hep sulak yerlere verirsen değer

Çölleri sevmezsen bana yaklaşma

 

Yoksuldur sürekli yanıp ağlayan

Horlanan ezilen sine dağlayan

Kazmayı sallarken nasır bağlayan

Elleri sevmezsen bana yaklaşma

 

Kültür erdem kurulundan ruhsatlı

İnsanlığı çağdaşlığı ispatlı

Yalandan arınmış şekerden tatlı

Dilleri sevmezsen bana yaklaşma

 

Derviş Kemal der ki dünden ötürü

Asılsız temelsiz kinden ötürü

Irklardan mezhepten dinden ötürü

Kulları sevmezsen bana yaklaşma

(Derviş Kemal Özcan)