Yasalar, yerleşim alanlarında hayvan besiciliği yapanlara para ve hapis cezası öngörüyor

Karara uymayanlara 3 aydan 6 aya kadar hafif hapis cezası ve 5 Bin Liradan 30 Bin Liraya kadar hafif para cezası verilebilecek.

İlgili yasalar ülkemizde mahalle aralarında ve yerleşim yerleri yakınında büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan ahır ve mandıraların şehir dışında bulunmaları koşulunu getiriyor.

Bu koşulu uygulamak için kurulan komisyonlar tarafından büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiricilerine tebligat yapılarak, ahırların faaliyetlerini şehir dışındaki alanlarda sürdürmeleri isteniyor.

Alınan kararlara uymayan besicilere ve hayvan sahiplerine ise ilgili kanunlar hükmünce 3 aydan 6 aya kadar hafif hapis cezası ve 5 Bin Liradan 30 Bin Liraya kadar hafif para cezası uygulanıyor.

Yerleşim merkezlerinde yer alan ve insanlarla iç içe yapılan hayvan besiciliği için kullanılan, ahır, mandıra ve ağılların çevre ve toplum sağlığını, özellikle de bulaşıcı hastalıklar açısından olumsuz olarak etkilediği bilinmektedir. İlçemiz merkezinde özellikle de toplu yaşam alanları ile iç içe yapılan hayvan besiciliği, başta koku, hayvansal atıklar, sinek popülâsyonunun artması, zararlı böcek ve kemirgenlerin barınmasını kolaylaştırma gibi temel olumsuz koşullar ile hayvanlardan insanlara geçmesi (bulaşması) muhtemel hastalıklar için risk faktörü oluşturması ve salgınlara hızlı bir şekilde yol açabilmesi nedenleri ile toplum ve çevre sağlığı açısından olumsuz koşullar oluşturmakta olduğu bilinmektedir.

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun “Sıhhi Teşkilat” başlıklı birinci kısmı, ‘Vilayet Hususi İdareleri ve Belediyeler’ başlıklı dördüncü faslının 20. maddesinde, umumi mahallelerde halkın sağlığına zarar veren amilleri izale, belediyelerin ifasıyla yükümlü oldukları görevler arasında sayılmıştır. Ayrıca ‘Şehir ve Kasabalar Hıfzıssıhhası’ başlıklı 11.kısmı, ‘Mecralar ve Müzahrefat İmhası’ başlıklı 2. faslın 246.maddesinde, 20 Binden fazla nüfusu olan şehirlerde umumi caddelerde veya belediyelerce tayin edilecek bölgeler içinde hayvan ahırı bulundurulmasının yasak olduğu hükmü yer almaktadır. 282. madde de ise, bu kanunda yazılı yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlar hakkında uygulanacak cezalara ilişkin hükümler yer almaktadır.

Yerleşim merkezi dışında kenar mahallelerde en fazla iki inek beslemelerine izin verilen şahısların muntazam bir ahır, ahırdan çıkan atık madde (Gübrelerin) bir çukur eşerek biriktirip üzeri kapatılmak suretiyle koku yapmasını önlemek ve komşularını rahatsız etmeyecek şekilde sık sık kaldırması şartı ile mümkün olabileceği, hayvanını yerleşim yeri içerisinde otlatmaması, sulamak için şehir merkezindeki çeşmeleri kullanmaması koşulu ile olabileceği,

Büyükbaş ve Küçükbaş hayvan besiciliği yapan kişilere tebligat yapılarak ahırların, açık besiciliğin, mandıracılığın bundan sonra alınan kararlar doğrultusunda yerleşim yeri dışarısında yapılacağı, uymayanların haklarında 1593 sayılı U.H.Kanununun Madde 282 – (24.09.1983 tarihli ve 2890 sayılı Kanunun hükmüdür.) Bu Kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlar hakkında; Kanunda ayrıca bir ceza hükmü gösterilmediği ve fiilleri Türk Ceza Kanununda daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, 3 aydan 6 aya kadar hafif hapis cezası ve 5 Bin Liradan 30 Bin Liraya kadar hafif para cezası verilir.

İlgili Anayasa Mahkemesi Kararı aşağıdadır:

Anayasa Mahkemesi Kararı

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı   : 2002/131

Karar Sayısı : 2004/ 87

Karar Günü  : 23.6.2004

 

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Edirne Sulh Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN  KONUSU : 24.4.1930 günlü, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha  Kanunu’nun 246. maddesinin, Anayasa’nın 2., 10. ve 56. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Sanığın ikametgahının müştemilatındaki  ahırda büyük baş hayvan beslediğinin tespiti üzerine, 1593 sayılı Yasa’nın 246. maddesine aykırılık nedeniyle   282. maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında,  itiraz konusu kuralın Anayasa’ya  aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN  GEREKÇESİ

İtirazın gerekçe bölümü şöyledir:

“Hernekadar sanık hakkında 1593 sayılı Hıfzıssıhha Kanunu’nun 246 ncı maddesine muhalefetinden bahisle aynı Yasa’nın 282 nci maddesi gereğince tecziyesi istemiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama sırasında aynı Yasa’ya muhalefet suçundan yüzlerce benzer sanıklar hakkında tecziyesi ciheti ile kamu davası açılmış olup, sanık savunmalarında geleneksel olarak yüzlerce yıldan beri aynı bölgede hayvancılık yapmak suretiyle aile ve memleket ekonomisine katkıda bulunduklarını, suça konu yerlerin kanun anlamında şehirle ilgisinin bulunmadığını, suç tarihine kadar kendilerine buralarda hayvan beslemenin yasak olduğuna ve yasaklandığına dair herhangi bir hükümet emrinin gelmediğini, suça konu yerlerin tamamen tarım alanları ve hayvan besleme bölgeleri olup, adeta hayvan besleme sektörünün oluştuğu, komşu şehir ve kasabalarda ya da aynı şehrin muhtelif bölgelerinde farklı idari uygulamalarla karşı karşıya geldiklerini, kendilerine haksızlık yapıldığını, ileri sürüp beraetlerini istemişlerdir.

Dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Mahkememiz; Hıfzıssıhha Kanunu’nun 246 ncı maddesini ve buna bağlı Bakanlık genelgelerini incelediğinde: Hukuka ve Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırı düşen farklı yaptırımların olduğunu gözlemiştir. Söz konusu Yasa’nın 246 ncı maddesinde; “20.000’den fazla nüfusu olan şehirlerde umumi caddelerde veya belediyelerce tayin edilecek bölgeler içinde hayvan ahırı bulundurulması yasaktır” demek suretiyle nüfusu 20.000’den aşağı olan yerleşim birimlerinde ise hayvan ahırı bulundurmanın yasak olmadığı anlamını ortaya çıkarmaktadır. Böylece Devlet Genel Sağlık Hizmetlerini yerine getirirken nüfus kıstasına gidilmiş olacaktır ki, bu husus öncelikle Anayasa’mızın 56 ncı maddesine aykırı düşmektedir. Nüfus hareketlerinin yoğun olduğu ülkemizde bu Yasa maddesinin uygulanması yurttaşlar arasında hakların kullanılmasında eşitsizlikler yaratabileceği gibi uygulamada da içinden çıkılmaz çelişkiler ve güçlüklerle karşı karşıya kalınacağı bir gerçektir. Hal böyle olunca anılan Yasa maddesi Anayasa’mızın 2 ve 10 uncu maddelerine de aykırı düşmektedir. Nüfusu 20.000’den aşağı olan yerleşim birimlerinin sağlık sorunları ile ilgilenilmeyeceği anlamı ortaya çıkmaktadır ki, Devletimiz temel sağlık hizmetlerini yerine getirirken nüfus kıstasını ölçü olarak alamayacağı bu hususun belirttiğimiz gibi Anayasa’mızın belirtilen maddelerine aykırı düşeceği bu nedenle kanunkoyucu itiraza konu Yasa maddesinin günümüz ihtiyaçlarını ve Anayasa’mız da öngörülen fırsat eşitliği kurallarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Belirttiğimiz gerekçe ve nedenlerle anılan Yasa maddesinin (246) Anayasa’mızın 2, 10 ve 56 ncımaddelerine aykırılığı görüşünde olduğundan Anayasa’nın 152 nci maddesi gereğince bu Kanun maddesinin iptali istemine gidilmesine,

Dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine,

Bu yönde Anayasa Mahkemesi Kararı’nın dönüşünün beklenmesine dair verilen karar, Yasa yolları açık olmak üzere açıktan okundu-anlatıldı. 13/06/2002”

III- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen  Yasa  Kuralı

1593 sayılı Yasa’nın 246. maddesi  şöyledir :

“Yirmi binden fazla nüfusu olan şehirlerde umumi caddelerde  veya belediyelerce tâyin edilecek mıntakalar içinde hayvan ahırı bulundurulması  memnudur.”

B- İlgili Yasa Kuralı

1593 sayılı Yasa’nın 282. maddesi şöyledir :

“Bu Kanunda yazılı olan yasaklara  aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlar hakkında; Kanunda ayrıca bir ceza  hükmü gösterilmediği ve fiilleri Türk Ceza Kanununda daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar hafif para cezası verilir. Ayrıca, fiilin işleniş şekli ve niteliğine göre failin suça vasıta kıldığı meslek ve sanatın yedi günden üç aya kadar tatiline ve aynı süre kadar işyerinin kapatılmasına da hükmedilebilir.”

C- Dayanılan  Anayasa  Kuralları

Başvuru kararında Anayasa’nın 2., 10. ve 56. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK  İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Nurettin TURAN, Aysel  PEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN’in   katılmalarıyla 11.9.2002 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN  İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru gerekçesinde itiraz konusu kurala göre,  nüfusu 20.000’den fazla olan şehirlerin genel caddelerinde veya belediyelerce tayin   edilecek bölgeler içinde hayvan ahırı bulundurulmasının yasaklanmış olmasının, daha az nüfuslu yerleşim  birimlerinde  böyle bir yasağın uygulanamayacağı anlamına geleceği,  nüfus hareketlerinin yoğun olduğu ülkemizde  hakların kullanılmasında eşitsizlikler yaratacağı belirtilerek, anılan kuralın Anayasa’nın 56., 10. ve 2. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kuralla nüfusu 20.000’den fazla olan şehirlerin genel caddelerinde veya belediyelerce tayin   edilecek bölgeler içinde hayvan ahırı bulundurulmasının yasaklanmış olması, yasanın çıkarıldığı dönemde Türkiye gerçekleri gözönünde tutularak getirilmiş bir  düzenlemedir. Yasakoyucunun ülkenin ekonomik ve sosyal yapısı, nüfusun dağılımı, uğraş alanları gibi nedenleri bir arada değerlendirerek,  nüfusu 20.000’den fazla olan şehirler için yasağın konulmasını gerekli gördüğü anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın  56. maddesiyle, kişinin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak hakkını güvence altına alınmış, devlete ve vatandaşlara çevreyi geliştirmek,  çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek  ödevi yüklenmiştir. Aynı maddede  herkesin yaşamını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alma, sağlık kuruluşlarını planlama, düzenleme ve denetleme de devletin ödevleri arasında sayılmıştır.

Bu ödevler çeşitli yasalarla yaşama geçirilmiştir.

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 20. maddesinde, umumi mahallerde halkın sağlığına zarar veren etkenleri yok etme, belediyelerin görevleri arasında yer almıştır.

1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinin 13. bendinin son cümlesinde  de yeniden yapılacak umumi ahır ve samanlıkların yerini belirlemek ve mevcut olanları sağlık kayıtlamalarına bağlı kılmak,  belediyelere  görev olarak verilmiştir.

3194 sayılı  İmar Kanunu’nun  1. maddesi yasanın amacını, “yerleşme yerleri ile bu  yerlerdeki yapılaşmaların; … sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak” olarak belirlemiştir. Aynı Yasa’nın,  40. maddesinde  ise  “Arsalarda, evlerde ve sair yerlerde umumun sağlık ve selametini ihlal eden, … birikintilerin, … hususi mecra, lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin mahzurlarının giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan verilmemesi  ilgililere tebliğ edilir” denilmiştir.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 1. maddesinde yasanın amacı, “…bütün vatandaşların ortak varlığı  olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi; kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal  kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması; su, toprak ve hava kirlenmesinin  önlenmesi; ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri, ekonomik ve  sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenlemek …”  olarak belirtilmiş; anılan Yasa’nın 3. maddesinde, çevre korunması ve  çevre kirliliğinin önlenmesine  ilişkin genel ilkeler tespit edildikten sonra üçüncü bölümde,  çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin önlemlere ve yasaklara ilişkin düzenlemelere yer  verilmiştir.

Bütün bu yasal düzenlemelerin nüfusu 20.000’in altındaki yerleşim birimleri için de geçerli olduğu açıktır. Ancak kimi önlemlerin uygulanacakları yöre ve olayların özelliğine göre sınırlandırılması, Anayasa’nın 56. maddesiyle  Devlete verilen görevlerin yerine getirilmediği anlamına gelmez.

Öte yandan yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

İtiraz konusu kuralla, belli bir nüfusun üzerindeki yerleşim birimlerinde yaşayanlar için yasak getirilirken, bunun altındakilerin farklı konumları gözetilerek genel sağlık düzenlemelerinin ve bunları uygulayacak olan idarenin korumasına bırakılmalarının  eşitlik ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 56, 10 ve 2. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

VI- SONUÇ

24.4.1930 günlü, 1593 sayılı “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu”nun 246. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 23.6.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Mustafa YILDIRIM

Üye

Fazıl SAĞLAM

Üye

A. Necmi ÖZLER