Yazı kategorisi: Eleştirel Haber, Güncel Haber, Genel Yorumlar, Olay Var, Sağlık

TRED Başkanı Metin, “Halkın Barış Talebini Dillendirenlere Yapılan Kanlı Saldırıyı Lanetliyoruz”

TRED Profil-0Nazmi METİN-siyah beyaz-1

Trakya Ressamlar Derneği Başkanı Nazmi Metin, 10 Ekim Cumartesi günü Sendikalar ve Kitle Örgütlerinin çağrısıyla Ankara’da düzenlenen, Barış, Emek, Demokrasi Mitingine katılmak için bir araya gelenlere yapılan insanlık dışı saldırıyı dernek üyeleri olarak lanetledikleri açıklamasını yaptı.

Toplumsal barışa ihtiyaç duyulduğu biz zamanda, halkın barış talebini yığınsal olarak seslendirmek için bir araya gelenlere karşı yapılan kanlı terör saldırısını, her koşulda insan olma onuruna ve barış talebine yürek olarak lanetlediklerini belirten Nazmi Metin, “ İnsanlığımızı acıtarak kitlesel algımızı sorgulayan bu katliamda yaşamını yitiren 128 canımızın derin acısını yaşıyor, yaralı yurttaşlarımıza acil şifalar diliyoruz” diye konuştu.

Yaşanan büyük acıyı, “Ülkenin başkentinde gerçekleşen ülke tarihinin en büyük terör saldırısında yaşamını yitirenlerin matemini yüreklerimizde hissederek, hesap günü öfkesini kitlesel bilincimize “görülecektir” kaydıyla kazıdığımızı duyuruyoruz” sözleriyle dile getiren Metin, şunları söyledi:
“Ülkenin yanı başında bulunan bölgede ve güneydoğusunda yaşanan, aklı ve yüreğinde ülke ve insan sevgisi olan herkese ayrışmayı değil birleşmeyi dayatan kanlı gelişmeler mevcuttur. Ülkenin -hükümeti ve muhalefetiyle- siyasal iradesine iç birliği sağlamayı dayattığı söz konusu gelişmeler halk kesimlerine de, örgütlülük dinamiğiyle bilenerek baskı gücü oluşturmayı önermektedir. Bu acil dayatmayı dikkate almayan siyasi irade, tanık olduğumuz ayrıştırıcı söylemler eşliğinde iç ayrışmayı derinleştirirken, siyasal ve ekonomik çözümsüzlük kuşatmasında bunalan halk kesimleri günü kurtarma kaygısına yoğunlaşmaktadır.
Böyle koşullarda, bölgede çıkar hesabı bulunan ve özellikle dost görünen ülkelerin –yerli işbirlikçilerin desteğiyle-katliam boyutlu terör yöntemini uygulamaya koydukları bilinen bir gerçektir.
Bölgede olup bitenler ve bunun ülke siyasetine ve halk algısına yansımaları ortadayken, ülkenin ve halkın güvenliğinden sorumlu, ‘bütçeleri özde caydırıcılıkları sözde’ kurumlarının varlığı ile bunların amir makamı durumundaki siyasi iradenin -büyüğünden küçüğüne- istifa etmeyerek yerlerini korumaları acımızı arttırmaktadır.
Sonuç olarak, İnsan olmanın onuruyla aydınlık, insanlık için güzel bir gelecek umudundan güç alan toplumsal bilincimizle diyoruz ki; hangi gerekçelerle olursa olsun insanlığın düşmanı terör yöntemini kullanarak katliam yapanları ve hamisi olanları lanetliyor…
Bu insanlık dışı katliamlarda yitirdiğimiz canları, halkın kitlesel iradesiyle uygulama bulacak olan hesap günü belleğine kazıdığımızı duyuruyoruz.”

Yazı kategorisi: Olay Var

Serinlemek için girdiği gölette boğulan gencin cesedi 7 günde bulunabildi

İntihar

Edirne’nin Meriç ilçesinde Ramazan Bayram’ın 1’inci günü serinlemek için girdiği sulama göletinde kaybolan gencin cesedi, yedi gün süren aramalar sonunda bulundu.

Edirne’nin Meriç ilçesinde Ramazan Bayram’ın 1’inci günü serinlemek için girdiği sulama göletinde kaybolan gencin cesedi, yedi gün süren aralar sonunda bulundu.
Meriç’in Subaşı Beldesinde Ramazan Bayramının 1’inci günü altı arkadaş alkol aldıktan sonra serinlemek için Subaşı göletine giderek yüzmeye başladılar. Gölette yüzdükten sonra beş arkadaş kıyıya çıkarak kurulanmaya başladı. İlerleyen saatlerde arkadaşları Kamuran Dilmaç’ın ( 35) göletten çıkmadığını gören arkadaşları durumu jandarmaya bildirdi. Olay yerine gelen jandarma ve Edirne AFAD ekipleri, arama çalışmaları başlattı. Bayramın 1’inci günü yapılan çalışmalara havanın kararmasıyla ara verildi. Arama çalışmalarının yedinci gününde Tekirdağ Deniz Polis’inden ekip istenilerek gölette tekrar arama çalışmaları yapıldı. Saatlerce süren arama çalışmalarına rağmen Kamuran Dilmaç, bulunamadı. Köy halkı kendi tekneleriyle gölet etrafına balık ağası atarak arama çalışmaları başlattı.

Subaşı Belediye Başkanı Hasan Çatalkaya,”Gençler alkol aldıktan sonra gölete serinlemeye gelmişler. Gölete çok aşırı alkollüyken girmişler. Bayramın 1’inci gününden beri gölette arama çalışmalarımız devam etti. İlk gün Tekirdağ Deniz Polis’inden ekip isteyerek gölette arama yaptık, yedi gün sonra cesedini bulabildik” dedi.

Gölette kaybolan Kamuran Dilmaç’ın kardeşi Ayhan Dilmaç ise; Bayramın 1’inci günü beraber alkol aldık. Kardeşim daha sonra arkadaşlarıyla beraber gölete yüzmeye gelmişler. Bayramın 1’inci gününden beri kardeşimden haber alamıyorduk. Bayramı şeker tadında değil de feryatlar içersinde geçirdik. Yedi gün süren aramalar sonunda gölette cesdi bulunan kardeşimden geriye tek bayramda çekildiği fotoğrafı kaldı”ifadelerine yer verdi.

Yazı kategorisi: Anasayfa, Güncel Haber, Olay Var

Mübeccet Güzey, “Bonzai ölüm demektir”

Mübeccet Guzey

Kimya Mühendisleri Odası’nın bonzai ile ilgili uyarısını kamuoyu ile paylaşan Edirneli Kimya Mühendisi Mübeccet Güzey, “Bonzai ölüm demektir” dedi.

Son günlerde gençlerin ölümüne neden olan ve halk arasında “Bonzai” olarak bilinen uyuşturucu madde Fenazepam’ın sentetik bir benzodiazepin türevi ilaç olması nedeniyle yasa dışı olarak çok ucuza kolayca üretilip ve satıldığına dikkat çeken Güzey’in paylaştığı açıklamada şunlara yer verildi:
“Bu nedenle kullanımı hızla yayılmakta ve kullanıldığında ölüme kadar giden sonuçlar yaratabilen çok tehlikeli bir uyuşturucu ve bağımlılık yapıcı bir maddedir
Bonzai doğal bir ot ya da bitki değildir! Sentetik bir bileşiktir. Bonzai, aslında çok da yabancı değil fenazepam adlı bir benzodiazepin grubu bir ilaçtır. Epilepsi, alkol bağımlılığının tedavisi ve uykusuzluk gibi bir dizi sorunun tedavisinde başvurulan fenazepam, tıp dünyasında cerrahi girişim öncesi anestezinin etkisini arttırmak, anksiyeteyi azaltmak amaçlı da yer bulmuştur. Son yıllarda fenazepam, bu amacın dışına çıkarak sokağa inmiş ve İngiltere, Finlandiya, İsveç gibi Avrupa ülkelerinde, Amerika`nın Georgia ve Lousiana başta gelmek üzere farklı eyaletlerinde ve ne yazık ki ülkemiz gençleri arasında yayılmaya başlamıştır. Bonzai (FENAZEPAM) sentetik bir benzodiazepin türevi ilaç olması nedeniyle yasa dışı olarak çok ucuza, kolayca üretilebilmekte ve satılmaktadır.
Yaygın olarak bilinen diğer bir yanlış ise bonzai isimli bu uyuşturucunun sentetik cannabinoid olduğudur . Fakat 25 Mayıs 2014 tarihli 28893 sayılı Resmî Gazete`de de yayınlandığı üzere uyuşturucunun asıl adı Phenazepam (7-Bromo-5-(2-chloropheny 1)-1,3 -dihydro-2H-1,4-benzodiazepin-2-one)`dır ve Türkiye`ye sokulması ve satışı yasaklanmıştır. İnternet üzerinde bonzai ile ilgili pek çok yanlış bilinen isim mevcuttur. Diğer sentetik uyuşturucular ile sıklıkla karıştırılan fenazepam günümüzde pek çok ülke tarafından yasaklanmıştır.
Ucuz olması nedeni ile gençlerimiz arasında günden güne yaygınlaşmaktadır aynı zamanda araştırmalar bu maddenin kullanımının maalesef ilköğretim seviyesine kadar indiğini göstermektedir. Bazı ilkokullarımızın önlerinde bile satışı yapıldığı bilinmektedir.
Araştırmalara göre Fenazepam, santral sinir sisteminde etkili olan bir ilaç için oldukça uzun bir yarı ömüre sahiptir. 1 miligram alınırsa, 60 saat sonra kullanıcının kanında hala yarım miligram fenazepam bulunmaktadır. Bu durum ilacın etkilerinin uzun süre (3-4 gün) neden devam ettiğini açıklamaktadır. Fenazepam`ın gençler arasında tedavi dışı kullanımının giderek arttığı 2011 başlarında kesinleşmiştir. Fenezepam yan etkileri nedeniyle İngiltere ilaç listesinde uzun süre kullanılmaması gereken ilaçlar kategorisindedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü verilerine göre Türkiye`de genelinde geçen yıl ele geçirilen 540 kilo 559 gram bonzainin 275 kilo 895 gramı İstanbul`da yakalanmıştır. İstanbul`u 62 kilo 242 gramla Bursa ve 31 kilo 55 gramla İzmir takip etmiştir.
Tıp bilim adamlarının uyarılarına göre Bonzai kullanımının kalp`te aritmi, hipertansiyon ve böbreklerde tahribat gibi sağlık sorunlarına neden olduğu belirtilmektedir. Bir çok uyuşturucu maddede olduğu gibi Bonzai vücuda girdiğinde başlangıçta algılarda zayıflama, halüsinasyon görülmesi, olaylara karşı aşırı tepki verme gibi etkiler yarattığı bilinmektedir. Daha sonra ise önce denge kaybı, ardından geçici körlük ve bilinç kaybı oluşabilmekte; ölüme neden olduğu konusunda araştırmalar vardır.
Her türlü bağımlılık yapıcı madde ile mücadelede öncelikli sorumluluk devlet yetkililerindedir. Devlet narkotik malzemeler ile ilgili kolluk güçlerini kullanarak mücadele etmeli, eğitim müfredatında geniş yer vererek bilinçlendirme faaliyetlerini arttırmalıdır. Gençleri umutsuzluğa iten sosyal, ekonomik ve politik olguların yaratıcıları ve sorumluları bunların toplumsal bir felaket olduğu gerçeğini kabul ederek bu konularda toplum yararına eşit ve adil çözümler üretip bonzai ve benzeri uyuşturucu eğilimlerini doğuran koşulları yada en azından onun ön koşullarını ortadan kaldırma – engelleme sorumluluğunu göstermelidir.
Çocuklarımızı bu bağımlılık türünden korumanın en önemli yöntemi şüphesiz ki anne ve babaların yakın takibi ve gözlemi ile mümkündür. Çocuklarımızda .eklenmeyen saldırganlık, agresif davranışlar, gözlerde kanlanma, uyku bozukluğu gibi belirtiler gözlemlediğimizde nedeninin uyuşturucu madde kullanımı olabileceği unutulmamalıdır.
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası olarak tüm vatandaşlarımızı ve gençlerimizi uyarıyoruz: ‘Bonzai’ ölümcül sonuçlara neden olan toksik bir kimyasaldır.”