Yazı kategorisi: Eleştirel Haber, Güncel Haber, Güne Ses, Genel Yorumlar, Künye, Ses'in Seçtiği

Uzunköprü Ses 28 yaşında

28. Yayın yılımızı kutlayan okurlarımıza ve basın dostlarımıza TEŞEKKÜR ediyor, Basının özgürce yazarak okurlarını ve halkı bilgilendirdiği bir ülkeyi yakın gelecekte yaşamalarını diliyoruz.

cropped-cropped-cropped-ses26-eylc3bcl-2011-1-8.jpg

Yazı kategorisi: Anasayfa, Bülent KAÇAR

KURŞUN MADENİ ÖNERİ BEKLİYOR

Vaysal Köyü Kurşun Madeni Ocağı Nihai ÇED Raporu halkın görüş ve önerilerine açıldı. Madeni ocağının işletilerek yıllık 27 bin ton kurşunun (galen) üretilmesi planlanıyor. İşletilmesi planlanan IV. Grup Kurşun Madeni Ocağı’nda toplam 80 bin 824 hektarlık alan içerisinde yeraltı işletme yöntemi ile üretim yapılacak.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada Edirne‘nin Lalapaşa ilçesine bağlı Vaysal köyündeki Kurşun Madeni Ocağı Nihai ÇED Raporu’nun halkın görüşlerine açıldığı ifade edildi. Yapılan açıklamada “Oregold Madencilik ve Rafineri San. Tic. A. Ş. tarafından Edirne İli, Lalapaşa İlçesi, Vaysal Köyü sınırları içerisinde ‘AR: 200711044 Ruhsat Numaralı IV. Grup Kurşun Madeni Ocağı’ projesinin yapılması planlanmaktadır. Söz konusu faaliyet için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinin 12’inci maddesi gereğince söz konusu rapor inceleme değerlendirme süreci sona erdirilmiştir. Anılan Nihai ÇED Raporu halkın görüş ve önerilerine açılmış olup, projeye ilişkin görüş, soru ve öneriler Valiliğimize (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne) iletilebilir” denildi.

Projenin tanımı, amacı…

Oregold Madencilik ve Rafineri San. Tic. A. Ş. tarafından yapılan açıklamaya göre projenin tanımı şu şekilde: “Proje kapsamında 24.92 hektarlık işletme alanı içerisinde ve toplam 1767,33 hektarlık ruhsat alanında yapılan arama faaliyetleri sonucu; kurşun madeninin daha geniş bir alanda tespit edilmesi nedeniyle faaliyet sahibi tarafından üretim alanının genişletilmesine karar verilmiştir. Projeye konu ruhsat ve çalışma alanı çevresinde Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yapılan çalışmalarda da kurşun yataklarının varlığı tespit edilmiştir. Ruhsat alanı içinde ve çevresinde daha önce işletilerek kapatılan kurşun galerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda çalışma alanında gerekli izinlerin alınması sonrası üretimle beraber arama faaliyetlerine devam edilecek ve yeni yatakların belirlenmesi halinde bu alanlarda da üretime başlanacaktır. Planlanan faaliyette; üretim aşamasında da devam edecek olan arama faaliyetleriyle mümkün olan rezervin görünür olarak değerlendirilmesi ve belirlenen çalışma alanında olan bu zuhurun da üretime katılması planlanmaktadır. Ocak işletme faaliyetleri bilindiği gibi açık ve kapalı işletme yöntemlerinden biri seçilerek ya da her ikisi ile birlikte yapılmaktadır. Herhangi bir işletmede yöntem seçimi ve/veya değişimi, topografya, maden yatağının jeolojik durumu, pazar durumu, faaliyet sahibinin finansal kaynakları gibi etkenler değerlendirilerek ekonomik olanın tespit edilmesi suretiyle yapılmaktadır. Rapora konu kurşun madeni ocağında; örtü tabakasının kalınlığı, kaya formasyonlarının sertliği, basma dayanımı, kazılabilirlik parametreleri, topografya, cevherleşmenin olduğu damarın eğimi, yapısı ve kalınlığı, ilk yatırım sermayesi ve birim üretim maliyetleri gibi koşullar dikkate alınarak yeraltı üretim yöntemi üretim yapılmasına karar verilmiştir. Madeni ocağının işletilerek yıllık 27.000 ton kurşunun (galen) üretilmesi planlanıyor. İşletilmesi planlanan IV. Grup Kurşun Madeni Ocağında toplam 80 bin 824 hektarlık alan içerisinde yeraltı işletme yöntemi ile üretim yapılacak.”

Bülent KAÇAR

Yazı kategorisi: Bülent KAÇAR, Güncel Haber, Genel Yorumlar

TRAKYA PLATFORMUNDAN BASINA VE KAMUOYUNA

20151026_314250

Dünyaya egemen olan emperyalist sistem, doğal varlıklarımızı çok uluslu şirketlerin “Kâr” alanı haline getirmiştir. Sorunun temeli olan bu sistemde sınırsız kar ve kuralsızlık vardır. Trakya Platformu “önce insan-doğa” anlayışı ile bir araya gelen kişi ve kuruluşlar tarafından oluşturulmuştur.

Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, Çok Uluslu Şirketler ve yerli ortaklarının kâr ve tüketim hırslarına teslim etmeyeceğiz. Anayasanın 56. maddesi gereği yaşama hakkımızı sonuna kadar savunacağız. İnanarak mücadele edersek doğamızı bu azgın talandan kurtarabiliriz. Barışık bir doğa ve toplum mümkündür. Trakya yaşam alanımızdır. Yaşamımızı doğal, kültürel, tarihi, sosyal tüm varlıklarımızla savunacağız.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığınca yapılan açıklamada “ İğneada’da 3. Nükleer santrali “ planlanmıştır.

İğneada, 14 orman, 3 balıkçı köyünün bulunduğu Langoz ve Istıranca Ormanlarının ve biyoçeşitliliğin merkezidir.

Burada 258 kuş türü, 678 bitki türü ve 688 çeşit yabani hayvan türü bulunmakta olup aynı zamanda Türkiye’nin kliması durumundadır.

Kalkınma Bakanlığı hazırladığı Bölgesel Geliştirme Ulusal Stratejisi 2014-2023 raporuna göre ; İğneada alternatif turizm gelişme alanı olarak planlamıştır.

Longoz ve Istıranca ormanlarını ve biyoçeşitliliğin korunması için 2004 yılında Orman Bakanlığınca Dünya Bankasından 10 milyon dolar, AB’den 3 milyon Euro hibe edildiğinden uluslar arası alanda da burada yapılması planlanan nükleer santral kabul görmeyecektir.

Son yıllarda yaşanan Çernobil ve Hiroşima kazalarını dikkate alırsak yalnız Trakya değil İstanbul ve komşumuz Bulgaristan risk altında olacaktır. Yarattığı olumsuz etkiler ve kirlilikler yüzlerce yıl sürmektedir.

2009 yılında yürürlüğe giren 1/100.000 ‘lik Trakya Alt Bölgesi Çevre Düzen Planına yönelik davalarda yürütmenin durdurulması ve iptali için TMMOB ‘nin Ziraat ve Mimarlar Odası ve Trakya Platformunun dava sonucunda Danıştay 6. Dairesi 2013/8016 Esas No kararı ile 26 maddenin yürütmesinin durdurulması ve iptali kararı ile “Trakya’da nükleer ve termik santrallerin kurulamayacağı” kararı bulunmaktadır.

Bu karara göre İğneada’ya Nükleer Santralin kurulmasının hiçbir yasal ve plansal alt yapısı yoktur.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 14.10.2015 tarihinde sitesinde yayınladığı 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzen Planında ve 1/25.000 ölçekli Tekirdağ İl Çevre Düzen Planında revizyona giderek “ enerji depolama alanları” enerji üretim alanına dönüştürerek termik santrallerin yapılmasının yolunu açmıştır.

Danıştay 6. Dairesinin 2013/8016 Esas Kararına aykırı olup, Bakanlık adeta suç işlemektedir. Bununla ilgili olarak ayrıca suç duyurusu yapılacaktır.

Trakya Platformu doğaya ve gelecek nesiller adına taşıdığı sorumluluk gereği; toplumsal ve hukuksal alanda yaşamı savunmaya devam edecektir.

Plan değişikliğine ilişkin bir diğer gerekçe olarak sunulan planlama bölgesinde son dönemlerde ortaya çıkan kömüre dayalı termik santral taleplerinin yoğunlaşması ise dava konusu planın değiştirilmesine yönelik kamusal bir gerekçe olmaktan çok belirli yatırım gruplarının anlık çıkarlarının bir ifadesi olarak görülmelidir.

Bölgede bulunan kömür rezervlerinin ülke ekonomisine kazandırılması gereği de bir başka gerekçeyi oluşturmaktadır. Ancak, dava konusu plan değişikliğine konu olan üç termik santral yapılması öngörülen alanlardan biri olan Marmaraereğlisi’nde kömür rezervi yoktur. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yazısında Marmaraereğlisinde kömür rezervi olmadığı belirtilip liman varlığından söz edilerek ithal kömüre dayalı termik santral yapımı önerilmektedir.

Dava konusu değişiklikle bu maddeye “kömür” ifadesinin eklenmesinin herhangi sıradan bir düzeltme olarak görülmesi olanaklı değildir. Çünkü yürürlükteki en üst ölçekli çevre düzeni planı olan 1/100.000 ölçekli Revizyon ÇDP nin amacı bölgede ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetlerin geliştirilmesi yönündedir. Planın gerek vizyon, gerek hedef ve ilkeler ve gerekse de amaç maddelerinin hiç birinde bölgenin bir enerji üretim bölgesi/alanı haline getirilmesi yönünde bir ifade yer almamakta, tersine plan açıklama raporunda özellikle bu türden çevre kirliliğine yol açma potansiyeli bulunan sanayilerin bölgede yer alamayacağına dair hükümler yer almaktadır.

Sanayi gelişiminin sınırlandırılması bir ana ilke olarak dururken planın belirli maddelerine yerleştirilen ve planın vizyon ve ilkeleri ile taban tabana zıt ve aykırı biçimde tarım toprakları aleyhine ve yer altı su rezervlerine zarar verebilecek şekilde kömür çıkarılmasını öngören ve çevre kirliliğine yol açma potansiyeli bulunan sanayi/enerji yatırımlarını destekleyen hükümlerin sözü edilen ilkelerle uyumlu olduğunu söylemek olanaklı değildir.

Trakya bölgesinde kömüre dayalı termik santral bölgede önemli çevre sorunlarına yol açabilir. Planlanan alanda birden çok termik santral inşa edilebileceği de dikkate alındığında, dava konusu edilen plân kararı bölgenin yer altı su rezervlerinin tükenmesi sürecini hızlandıracaktır. Yeraltı su kaynaklarını çok olumsuz etkileyebilecek miktarda su kullanacak termik santral yoğunlaşmasına yol açabilecek dava konusu plan kararının, sürdürebilirlik ve planlama ilkelerine uygun olmadığı görüşündeyiz.

Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği, İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanları Derneği ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneğinin Hazırladığı Türkiye’de Hava Kirliliği ve Sağlık Gerçekler, Veriler ve Öneriler başlıklı bilgi kaynağında yer alan bilgilere göre:

Kömür santralleri hava kirliliğine neden olurlar; çevreye büyük miktarlarda partikül madde, kükürt dioksit ve azot oksitler,  cıva gibi ağır metaller, dioksinler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH’lar) gibi kalıcı organik kirleticilerdir (POP’lar)salarlar. Büyük bir kömür santrali, her yıl atmosfere binlerce ton tehlikeli ve ortalama ömürleri en az 40 yıl olan hava kirletici madde yayar. Yeni kömür santralleri inşa etmek, tehlikeli emisyonların ve sağlık üzerindeki etkilerinin yıllarca sürecek olması demektir. Hastalıklarla ilgili yakın tarihli küresel düzeyde bir araştırma, hava kirliliğinin tüm dünyada sağlığa yönelik ilk on risk faktöründen biri olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, hava kirliliği kansere yol açan en önemli çevresel etmenlerden biri olarak da sınıflandırılmıştır.

Eldeki kanıtlara göre Türkiye, Avrupa’da hava kirliliğine bağlı erken ölümlerin en yüksek oranda olduğu ülkelerden biri olarak görünmektedir. Güncel verilere göre, 2010 yılında Türkiye’de dış ortamda partikül madde (PM) ve ozona maruz kalma nedeniyle 28 924 kişi zamanından önce hayatını kaybetmiştir.

Plan Açıklama Rapor’unda Trakya Bölgesi’nde kömür çıkarılmasının tarım alanları ve akiferler üzerinde yapacağı tahribatlar belirtilmişken Planda Bölge’de çıkarılacak kömürü kullanacak termik santral önerilmiş olmasının sürdürebilirlik ve planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun değildir.

Termik Santral plan değişikliği Danıştay 6.Dairesinin Trakya’ya ilişkin daha önce verdiği birçok iptal kararına aykırı olarak yürürlüğe koyulmuştur. Hukuka ve Bölge Planına aykırı olduğunu bilerek, Trakya’yı öldürecek termik santrallere onay veren, plan değişikliğini hazırlayan her yetkili hukuken sorumludur.

Kamu görevlileri, belediye ve il genel meclis üyeleri Trakya’da sadece doğa korumacı önlem ve işlemlere imza atmalıdırlar. Devletin gücünü elinde bulunduranlar, Anayasa ve Çevre Yasası uyarınca kirletenlere, rant uğruna hareket edenlere değil doğaya ve insanlığa hizmet etmelidir. Platformumuz her tür çevre ve doğa talanını işleyen, göz yuman ve idari olarak önünü açan kişi ve kuruluşların işlem ve kararları ile ilgili adli, idari, cezai her tür girişimde bulunacaktır.

Tarım topraklarımızın rant amaçlı yapılaşmasına, çevre kirliliğine, doğal ve kültürel varlıklarımızın tahribatına karşı, her şart ve koşulda, Yaşamımızı savunmaya devam edeceğiz.

Saygılarımızla.

Trakya Platformu Adına

Yazı kategorisi: Anasayfa, Künye

Hakkımızda

uzunköprü ses

1988 yılında Gazeteci-ressam Nazmi METİN tarafından Edirne’nin İlçelerinden Uzunköprü’de kuruldu. Yayın yaşamını 31 Aralık 2014 tarihine dek basılı yayın olarak yayımlanan Uzunköprü Ses Gazetesi söz konusu tarihten beri yayınını İnternet olanaklarından yararlanarak sürdürmektedir

cropped-cropped-sesss134.jpg