Yazı kategorisi: Güncel Yorumlar, Sağlık, Yazarlar

SAĞLIKTA MİRASYEDİ TUTUMU ve KAÇINILMAZ SONUÇLAR

 

Kime sorsan, herkes şikayetçi… İlginçtir; Türk insanı, elindeki nimetin kıymetini bilmeyince, nimet de buharlaşmaya başladı.

Açıklayayım: Türk insanının elindeki nimet Türk doktorları ve sosyal devlet anlayışı ile yürütülmeye gayret edilen sağlık sistemi idi.

Diyeceksiniz nimet bunun neresinde? Ben de size anlatacağım ki; bir çok gelişmiş ülkede uzman hekime hastanın ulaşması mümkün değildir. Hatta bölge hemşiresinin ötesine bile geçemeyebilir kişi.

Bizde de vatandaş aynı hafta içinde, ikisi üçü devlette, en az biri özelde bir tabur uzman doktora görünür ve üstüne de bir verim alamadığından da ayrıca yakınır.

Bu anormal bir durumdur. Büyük bir kaynak israfıdır. Bundan daha da önemlisi, asıl gereksinimi olan, daha önemli ve hatta acil hastaların muayene ve tetkik tedavi önceliğini ortadan kaldırmaktadır. Önemli önemsiz, öncelikli önceliksiz, karman çorman insan güruhları uzman hekim mesaisini rast gele harcamakta, hem de kimi zaman boşa harcamaktadır. Büyük yük ve yıpranmaya da neden olmaktadır.

Hastalar marifetmiş gibi; gitmediğim doktor kalmadı diye yakınmaktadırlar.

Bu nasıl bir iştir? Türkiye gibi dev nüfusa sahip, yoksul koca bir ülkede nasıl olup ta, gelişmiş ülkelerin bile veremediği uzman hekim hizmeti hem tekrar tekrar verilmekte , hem de çarçur edilmektedir.

Bana gelişmiş bir ülke ismi söyleyin: ABD, Avrupa, İngiltere ve hatta Kanada. Ben de sizi sanal ve hipotetik olarak o ülkelerde bir hasta olmaya davet edeyim. Duyacaklarınıza ve yaşayacaklarınıza inanamayacak, sanal yolculuk bitip Türkiyemize geri döndüğünüzde eğilip toprağı öpeceksiniz. Yukarıda adı geçen hiç bir gelişmiş ülkede buradaki gibi uzman hekime ulaşma şansınız olmayacak.

Çok varlıklı biri olsanız bile yine de beklemek zorunda kalacaksınız. Ardından alacağınız sağlık hizmetinin düzeyi ve kalitesi de çoğu zaman burayı mumla aratacak.

Peki bu nasıl mümkün oluyordu? Yani Türkiye gibi henüz gelişmesini sürdüren, dev nüfuslu bir ülkede nasıl olur da halk çat kapı uzman hekim hizmetine ulaşıyor ve hatta beğenmeyip aynı gün iskambil kağıdı gibi ikisini üçünü yan yana diziyordu?

Bu sadece bir tek nedenle mümkün oldu; o da Türk hekiminin canı, kanı, emeği, bilgisi ve fedakarlığı ile. Bir de tabii hekimlerimizin çalışma hak ve hukukunu düzenleyip koruyamayan, tam tersine onların üstünden silindir gibi ezip geçerek yükselen sistem nedeni ile.

Eskiyi düşünün: doktor deyince bir ağırlığı, büyük saygınlığı vardı. İnsanlar sizi ayakta karşılar , önünü iliklerdi. Sonra hımmm pratisyenmiş dönemi geldi. Sanki uzman olmayan hekim, hakiki hekim değildi. Sonra uzman hekim de yetmedi halkımıza, yeterince yüksek ve önemli bulmadılar. İlla hoca olsun. Peki hocayı da bulduk. Prof yok mu prof? Bu ne kıymet yıpranmasıdır kardeşim? Bu ne biçim tüketimdir?

Fakat deniz de tükeniyor. Ülkemizde hekimler ve hekimlik, özellikle de uzman hekimlik tükeniyor.

Har vuruldu , harman savruldu, onlar da bizim insanımız olan hekimlerin suyu sıkıldı. Geriye kof posa kaldı. En kıymetli insan kaynağımızı, en zor yetişen ve en önemli meslek grubumuzu pas pas yapıp ayaklar altında çiğnedik. Meslek onuruna, bilgisine, eğitimine, fedakarca çalışmasına toplumca çizik attık.

Günde 100 , o da yetmedi 150-200 hasta baktırdık ve insanlıktan çıkardık. Çileden çıkardık. Beden ve ruh sağlığını aldık hekimlerin. Toplum olarak köle gibi tepe tepe kullandık. Dejenere ettik, dövdük, sövdük, canını aldık. Ama en önemlisi; meslek onurunu, saygınlığını yok ettik. Vakfettigi bir ömür emeğin hak ettiği karşılığını maddi ve manevi olarak vermedik. Üç kuruşa muhtaç halde tuttuk. İnsanca yaşayabilmek için; primci, çarkçı olmaya ittik.

Eskiden hekimlik en kıymetli meslekti, şimdi vah vah diyoruz. Es kaza tıbba giren gençler de ya hasta teması olmayan branşları, ya da kendilerince en borsacı sandıkları bir kaç branşı tercih etmeye çalışıyorlar. Aman nöbeti olmasın, zor olmasın, kazancı en yüksek dal hangisi vb hekimliğin özü ile alakasız öncelikleri var.

Oysa bu ülkenin, tıbbın her dalından iyi eğitilmiş, mesleğine tutkun, insan sevgisi ve insanlığa yardım hisleri ile dolu, nitelikli hekimlere gereksinimi var.

Halen sistem içinde çalkalanan meslektaşlarımız ise yıpranmış durumda. Olağanüstü boyutlarda bir insani ve mesleki yıpranma yaşıyoruz.

Bravo bize toplum olarak. En önemli değerlerimizden biri olan Türk hekimlerini tükettik.

Tükendiler. Tükendik. Çok doğal bir sonuç bu.

Kıymetini bilmediğiniz, saygı göstermediğiniz, mirasyedi gibi har vurup, harman savurduğunuz, hor görüp, hor kullandığınız her nimet gibi, kaçınılmaz olarak iyi hekimlik de aldı başını, çekti gitti.

Şimdi meydan; fırsatçılara, simsarlara, sağlık kabzımallarına, tüccar sağlıkçılara, sahtekârlara, bilgisi kıt, cüreti bol, ağzı kalabalık, niteliği meçhul zevata kaldı.

Aman deyim hasta olmayalım…

(Sosyal Medya Paylaşımıdır)

Yazı kategorisi: Güncel Yorumlar, Güne Ses, Genel Yorumlar, Nazmi Metin, Yazarlar

Sığırlaşma oranı

 nazmi-metin-6

Bir araştırma yapılsa dünyada,
İnsanın toplu yaşam alanlarında,
Can ve mal emniyeti açısından,
Tehlikeli boyutlarda, adeta salgın ayarında,
SIĞIRLAŞMA oranın artışı konusunda ülkemiz;
İnsan hayatını cehenneme çeviren,
Her konuda olduğu gibi,
Tartışmasız yerini alır ilk sırada.
 
Örneğin insanın yaşam alanlarından kentler,
Kentlerin belirgin özellikleri siteler,
Sitelerdeki blokları oluşturan çok katlı evler,
Mesleğinin Cin Alisi olan müteahhitlerin,
Çürük çarık iş ürünlerini anlatan,
Çoğunluğuyla tavan betonları karton,
Duvarlarıyla işin kağıt gibisini andırdığından,
Özellikle gece yarısından sonra,
İnsana benzeyen bazılarımızın,
Sığırlaşma oranlarını böğürtüleriyle anlatmakta.
 
Caddeler, sokaklar, şehirlerarası yollar,
Yaya kaldırımları, parklar, lokantalar ve sahiller,
Vapurlar, trenler, otobüs ve minibüsler,
İnsani tepkiler karşısında bile,
Anında sığırlaşabilen insansılarla dolmakta.
 
Özellikle son yıllarda ülkemde,
Yerde, gökte, suda, karada onlar…
Çoktandır kırık dökük halleriyle varla yok arası olan,
Toplumsal hayatımızın bütün dokularına işleyerek,
Hayatlarımızı egemenlikleri altına almakta.
 
Yok edemedikleri kalan insanlığımızla eğer biz,
Çağdaşlık konusunda bildiklerimizle bir an önce,
Son zamanlarda çekilmeyi yeğlediğimiz,
Küçük gruplar halindeki gettolarımızdan çıkarak,
Hayatı yaşayan can için daha yaşanır yapmanın,
Asıl ve etkin dinamiği,
Düşünen beynimiz atan yüreğimiz toplumsallıkta,
Buluşma yürüyüşünü bir an önce başlatmazsak,
Mevcut gelişmeler ve her şey,
SIĞIRLAŞMA dalgasının altında kalacağımızı haykırmakta.

(Nazmi Metin-06 Aralık 2016)

 

Yazı kategorisi: Edebiyat, Güncel Yorumlar, Güne Ses, Güne Ses, Genel Yorumlar, Nazmi Metin, Sanat-Edebiyat, Yazarlar

Biz Biliyoruz ki…

018-2

Okuyorsanız bilmek için…

Bakıyorsanız anlamak için…

Yazıyorsanız aydınlatmak için…

Yaşıyorsanız güzelleştirmek için…

Hemen yarın değilse bile…

Bir gün mutlaka…

Çok şey güzel olacak…

Bizim için.

 

Çünkü biz biliyoruz ki…

Bilen…

Anlayan…

Aydınlatan…

Güzelleştiren…

Her insan birer su damlası…

Yaptıklarıyla emeğini yağarak

İnsanın düşünce nehirlerinden…

İnsanlık okyanusuna akan.

 

Ve inanıyoruz ki…

Ülkesi ve insanı için…

Özverili çabalarla üreten her insan…

Umuttur ortak hayatımıza tohum çatlatan.

(Nazmi Metin-03 Aralık 2016)

Yazı kategorisi: Edirne, Güncel Haber, Güncel Yorumlar, Genel Yorumlar, Uzunköprü Haberleri, Yazarlar

YENİ ÇİPLİ EHLİYET ÇIKARMAK İÇİN GEREKLİ BELGELER

yeni-ehliyetler-icin-istenecek-belgeler-belli-oldu-6381160
Yeni ehliyet dönemi 2016 yılında başlıyor.Peki Yeni Ehliyet çıkartmak için hangi belgeler gerekli olacak? Yeni ehliyetler için gerekli olan belgeler hangileridir?

Yeni ehliyetler için istenecek belgeler belli oldu
Ehliyetlerini değiştirmek isteyen sürücülerden biyometrik fotoğraf, sağlık raporu ve parmak izi istenecek. Ehliyet verme işlemleri de 1 yıl içinde Emniyet Genel Müdürlüğü yetkisinden alınarak nüfus müdürlüklerine devredilecek.
İçişleri Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle mevcut sürücü belgeleri 1 Ocak 2016’dan itibaren değiştirilmeye başlanacak. Bu kapsamda mevcut sürücü belgeleri 5 yıl içinde yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirilecek. Yeni sürücü belgeleri, uluslararası standartlara sahip olduğu için diğer ülkelerde de kullanılabilecek.
Yeni sürücü belgeleri için vatandaşlardan şu belge ve işlemler istenecek:
“Tek hekimden alınan ‘Sürücü olur’ sağlık raporu, 1 biyometrik fotoğraf, parmak izi, sürücü belgesi değerli kağıt bedeli ile hizmet bedeli olan 15 liranın anlaşmalı bankalara yatırıldığını gösteren ödendi belgesi.”
Vatandaşlar bu belgelerle emniyet müdürlüklerinin trafik tescil şube müdürlüklerine başvuracak.
POSTAYLA TESLİM EDİLECEK
Yeni tip ehliyetler tek basım merkezinde basılıp sürücülerin adresine postayla gönderilecek. Yeni tip sürüsü belgeleri, minibüs, otobüs, kamyon ve çekici sınıfları için 5 yıl, motosiklet, otomobil, traktör ve iş makinesi sınıfları için 10 yıl geçerli olacak. Ehliyetler, bu sürenin sonunda, sürücü sağlık kontrolünden geçirilerek yeniden düzenlenecek. İlk defa sürücü belgesi alanlar ile herhangi bir sebeple sürücü belgesi iptal edilmiş olup da yeniden sürücü belgesi alanlar, belgenin alındığı tarihten itibaren 2 yıl süreyle aday sürücü olarak kabul edilecekler.
17 SINIF OLACAK
9 sınıftan oluşan mevcut sürücü belgelerinin aksine yeni tip sürücü belgesi 17 sınıftan oluşacak. Otomobil ve kamyonet kullanmak için B, kamyon ve çekici kullanmak için C, minibüs kullanmak için D1, minibüs ve otobüs kullanmak için D sınıfı ehliyete ihtiyaç duyulacak. Lastik tekerlekli traktör kullanacaklar F, iş makinesi kullanacaklar ise G sınıfı sürücü belgesi alacaklar. B sınıfı sürücü belgesiyle kullanılan araçlara takılan ve azami yüklü ağırlığı 3 bin 500 kilogramı geçmeyen römork içeren birleşik araçları kullanmak içi “BE” sınıfı ehliyet istenecek.
Azami yüklü ağırlığı 3 bin 500 kilogramın üzerinde olan ve 7 bin 500 kilogramı geçmeyen kamyon ve çekiciler için C1 sınıfı ehliyet gerekecek. C sınıfı sürücü belgesiyle kullanılan araçlara takılan ve azami yüklü ağırlığı 750 kilogramı geçen römork veya yarı römorktan oluşan birleşik araçlar için “CE” sınıfı ehliyet istenecek.
İki, üç ve dört tekerlekli motorlu bisikletler için M, silindir hacmi 125 santimetreküpü, gücü 11 kilovatı ve gücünün ağırlığına oranı 0,1’i geçmeyen sepetli veya sepetsiz iki tekerlekli motosiklet ile gücü 15 kilovatı geçmeyen 3 tekerlekli motosikletler için A1 sınıfı ehliyet gerekecek.
NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ YETKİLİ
Meclis’te bekleyen yeni yasa tasarısı ile ehliyet verme işlemleri 1 yıl içinde Emniyet Genel Müdürlüğü yetkisinden alınarak nüfus müdürlüklerine devredilecek. Ancak hükümet isterse bu süreyi uzatabilecek.

Yazı kategorisi: Güncel Yorumlar, Güne Ses, Güne Ses, Genel Yorumlar, Sağlık, Yazarlar

Edirne’nin Ulaşımı ile Sağlığı…

nazmi-metin-6

Birkaç gündür Edirne resmen buz kesiyor…

Meriç nehrinin öte yakasında yükselen balkanların doruklarından kalkan kar soğuğu, beri yakanın düzlüklerinde yer alan Edirne’yi günlük güneşlik saatlerde bile donduruyor…

Böyle zamanlarda şehir içi ulaşım hizmetinden yaralanarak, Edirne’nin bir yerinden bir başka yerine gitmek, yerel yönetimlerin denetim sorumsuzluğundan devşirme hizmet anlayışları varlığında işkencenin bin beterini yaşamakla eş anlamlıdır…

Hele birde…

Yapı ölçüleri değişirken partici zihniyet baskısıyla isimleri de değişen ve araç gereç durumu son teknolojik hale gelirken, halka sundukları hizmet uygulamalarındaki insancıllık yaklaşımları dibe vuran hastane gerçekliğimizden derdinize çare bulmak için evinizden çıkmak zorunda kalmışsanız…

İnsana yaraşır hayat arayışları konusunda, üzerinde yaşadığınız kara parçası olarak Avrupalı…

Söylem olarak dindar, eylem olarak kindar hükümet anlayışıyla ite kaka orta doğulu olmaya koşullanmışlığınızla bir Edirneli olarak…

Vay halinize…

Fazla uzatmadan…

Edirne’nin şehir içi ulaşım hizmetini sunan kuruluş –denetim kurumlarının yasal uygulama zorlamasını beklemeden- bir an önce çalışanlarını hizmet verdikleri insanlara karşı saygılı olmaları uyarısını yaptırımlar uygulayarak yapması gerekir…

Araç sürücülerinin, sık sık değişen bekleme süreleri yüzünden çileden çıkan yolcuların tepkilerine karşılık saygısız davranışlarla çene yarıştıracaklarına işlerini gereği gibi yapmaları sağlanmalıdır…

Edirne’de bulunan hastaneler, özellikle Devlet hastanelerinin sağlık hizmeti verme yaklaşımları denetlenerek, sağlık hizmetini insana ve yaşam hakkına saygı çerçevesinde vermeleri mutlaka ve bir an önce sağlanmalıdır…

O binaların…

Araç gereç donanımlarının…

Sağlık hizmeti veren insanların…

Kallavi fatura ödemelerinin…

Dertlerine çare ararken itilip kakılan, hor görülen, ‘hizmet alımları kolaylaştırılacak’ derken yeni yokuşlar üretilerek, hizmet alımları her gün biraz daha zorlaştırılan insanımızın ödedikleri vergilerden yapıldığı…

HATIRLANMALI…

UNUTULMAMALIDIR.

(Nazmi Metin-01 Aralık 2016)

 

Yazı kategorisi: Güncel Haber, Güncel Yorumlar, Genel Yorumlar, Uzunköprü Haberleri, Uzunköprü Yorumları, Yazarlar

Kış Lastiği Uygulaması 1 Aralık ta Başlıyor

    12249959_912981315423775_6234039295292623421_n

Her yıl olduğu gibi 1 Aralık tarihinden itibaren şehirler arası yollarda yolcu ve eşya taşımacılığı yapan araçların zorunlu olarak  kış lastiği takma uygulaması başlayacaktır. Bu uygulama zorlu kış şartlarına karşı önlem almamış, sürücünün kendisinin, diğer sürücülerin ve yolcuların mağdur olmaması için hayata geçirilmiştir.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2012 yılında çıkardığı “Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve  Boyut Ölçüm Toleransları Hakkında Yönetmelik” şöyle demektedir ;

“Yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların 1 Aralık ile 1 Nisan tarihleri arasında kış lastiği kullanmaları zorunludur. Hava şartlarının gerektirmesi halinde söz konusu tarih aralığındaki süre Bakanlıkça 1 ay artırılabilir.”

Bu yönetmeliğe uymayan aracın işletenine  kanun çerçevesinde bakanlığın verdiği yetkiye dayanarak 2016 yılı içinde, trafik görevlilerince 602 Türk lirası tutarında idari para cezası karar tutanağı düzenlenir ve bu araçların lastiklerini uygun hale getirebilecekleri en yakın yerleşim birimine kadar gitmelerine denetimle görevli olanlar tarafından izin verilir.

Yönetmeliğe uymayan araçları denetlemeye, Bakanlığın yetkilendirdiği Bakanlık personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının sınır kapılarındaki birimleri ve belediyelerin denetim birimleri yetkilidir.

Ayrıca yönetmelik uluslararası taşımalarda kullanılan yabancı plakalı araçlar içinde geçerli olacaktır.

Kış lastiği takma zorunluluğu hususi otomobiller için geçerli değildir, ancak valilikler hava şartlarının durumuna göre hususi otomobiller içinde kış lastiği takma zorunluluğunu hayata geçirebilirler, bunun için araç sürücüleri bu mevsimde valilik açıklamalarını yakından takip etmelidir.

Geçen kış şehirler arası yük ve yolcu taşıyan 3 bin 300 ticari araç sahibine, kış lastiği takmadıkların için 1 milyon 950 bin lira para cezası uygulanmıştır.

Ticari araç sürücüleri son güne kalmadan kış lastiklerini taktırmalıdırlar.

Ülkemizde meydana  gelen trafik kazaları hem biz araç sahiplerine hem de ülke ekonomimize büyük zararlar vermektedir, bu kazalarda ortaya çıkan ölüm ve yaralanmalarda ise bir çok aile üzüntü içinde, acı içinde kalmaktadır. Biz araç sahipleri ve sürücüleri gerekli tedbirleri alarak özellikle kış mevsiminde araçlarımızda mutlaka kış lastiğimizi takmalı, takoz , zincir, çekme halatı gibi ekipmanları yanımızda bulundurmalıyız.

Hayatta herşeyi riske atabiliriz ancak hayatımızı riske atmamalıyız. Yolunuz açık, geleceğiniz aydınlık olsun.

METİN DEMİRTAŞ

Trafik Bilgisi ve Direksiyon Eğitmeni

Yazı kategorisi: Güncel Yorumlar, Güne Ses, Güne Ses, Genel Yorumlar, Nazmi Metin, Siyaset, Yazarlar

Yüreklilik göstermenin son durağındasınız

552825_560407594004172_1473117846_n-1

Bizim memlekette sanat yapanların özellikle siyaset yapma lüksleri yoktur…

Sanatın herhangi bir ya da birkaç dalında sanat yapma çabanız varsa, özellikle siyasetin sol taraflarında gezinerek siyaset yapmanız, öncelikle kendi camianızdan yoğun tepkilerin hedefi olmanıza yol açabilir…

Bizim memlekette siyaseti siyasetçiler yapar, diğer meslek erbapları yapılanı beyin ve yürek algısı yeterliliklerine göre sindirerek işlerine bakarlar…

Beyninin düşünce üretme ve bunu korkusuzca ifade etme yeteneğini midesel kaygılarla güç çevrelerinin kullanımına vermiş kesimlerin, babadan oğula miras tavrı olan bu mide bulandırıcı durumun, kimi aydın geçinenlerce tepki sözü ve tavrı olarak sergilenmesinde ki örnek çokluğu bize özgülükte geldiğimiz noktayı anlatır…

Sanattan uzak durmayı sülale boyu geleneksel tavır haline getirmiş irili ufaklı yönetici bolluğuna sahip memleketimizin hal ve gidişi her açıdan içler acısı tespitleri dosta düşmana dayatırken, sergilenen yandaş bayağılığını öncelikle o sayın bayların ortaya koydukları ürünler netleştirmektedir…

Böylesi kokuşmuş anlayış fukaralıklarını teknolojik devrim ürünlerinden yararlanarak seslendirme zavallılıklarını sergileyenlere diyorum ki…

Sanatçının siyasetle ilişkisi, insana ve hayata dair olanı estetiksel değerlerle beyin ve yürek teknesinde yoğurarak, anlama ve açıklama dili oluşturma çabası sonucu oluşur…

Dünyada sanat adına üretilmiş ve üretilen ne varsa eksiği ve fazlasıyla…

Sizler gibi insanlığı akıl yoksunluğu ile vicdan rahatsızlıkları arasında gidip gelenlere…

Siyasetin ve sanatın, insanı ve hayatı dönüştürme dinamiklerini estetik değerlerle işleyerek dünyayı insan için daha yaşanır yapma birlikteliği olduğunu anlatır…

Ben anladıklarımla sanatın birkaç dalında kırk yıldır, düş görmelere yatıp gerçekleştirmelere uyanıyorum…

Eğer küçük bir kırıntısı varsa üyesi olduğunuz insanlığa, paylaştığınız hayata dair iyi ve güzel olanın yaşatılması ve çoğaltılmasıyla ilgili…

Durumunuzu gözden geçirme yürekliliği göstermenin son durağındasınız.

(Nazmi Metin-26 Kasım 2016)

 

Yazı kategorisi: Çevre, Edirne, Edirne Yorumları, Güncel Yorumlar, Güne Ses, Güne Ses, Genel Yorumlar, Nazmi Metin, Sağlık, Siyaset, Yazarlar

Sayın Gürkan, haberiniz olsun

Nazmi Metin yeni foto

Bizim Edirne’nin yeni yapılaşan alanlarını oluşturur, Fatih Mahallesi ile yeni Devlet Hastanesi arasındaki yeni imar alanları…

Ülkemizde yapılaşmaların altyapısı üst yapıdan önce geldiğinden, yönetenlerimizin kaydırık kuyduruk çözümleri her yerde olduğu gibi burada da sorun üzerine sorun üretir, akla ziyan halleri halka hizmet olarak yutturan belediyecilik örnekleri bolluğunda…

Örneğin yeni yapılan kanalizasyon sistemi sık sık patlayıp çatlayarak, çevreyi insanın sisteme dışkıladığı sulu ve katı atık kokularıyla dayanışmaz hale getirebilir her zaman…

Bu kanalizasyon sistemindeki çatlayıp patlamalar, şehir içme suyu şebeke hattında da sık yaşandığından karşılıklı çatlayıp patlama durumları tehlikeli karışımlar oluşturabilir kanaatimce…

Yeni açılan çevre yolunun Osman Gazi Ortaokulu yanındaki altyapı sisteminde sıkça yaşanan patlama çatlama durumlarının, korkulanın yaşanarak oluşan kanaatleri doğrulamadan, bir an önce kalıcı çözüme kavuşturulması gerekiyor…

Belediyecilik hizmetlerinin en ayan beyan anlatımı olan altyapı hizmetinin, bir eğitim kurumu yakınında ve trafik yoğunluğu yaşanan bir yerde çevreyi kokutarak insan ve çevre sağlığını tehdit etmesi Halk Belediyeciliği söyleminize yakışmıyor…

Sayın Gürkan, haberiniz olsun.

(Nazmi METİN-24 Kasım 2016)

Yazı kategorisi: Güncel Yorumlar, Güne Ses, Güne Ses, Genel Yorumlar, Nazmi Metin, Yazarlar

İnsana ve hayata Saygı Günü

552825_560407594004172_1473117846_n-1

İnsanın insanlık yanının her gün yaşanan olumsuz gelişmelerle yara aldığı ve bazılarının irin salgıladığı ülkemizde, -bence o yaralara tuz basma yaklaşımlarını sırıtan- hemen hemen her mesleğin ya da kesimin bir günü vardır…

Ülkemizde günlerin en azından bir bölümünü insanca yaşanır duruma getiren yönetim anlayışlarını seçmenin ilk adımını oluşturan örgütlenme zahmetine katlanmak yerine, her anı geçen yılın kötü bir kopyasını yansıtan kutlamaların yer aldığı bir günle yetinen bir başka ülke ve insan örneği var mıdır acaba?

Bence ülke olarak bizlerin öncelikle kutlaması gereken gün, İnsana ve hayata Saygı Günü’dür.

(Nazmi METİN-24 Kasım 2016)

 

Yazı kategorisi: Güncel Yorumlar, Güne Ses, Güne Ses, Genel Yorumlar, Nazmi Metin, Siyaset

Örgütsüzlük Gerçeğimiz

552825_560407594004172_1473117846_n-1

Hayatın her anı yaşayanları için katmer katmer sorun doğurduğu ülkemizde, mevcut durumla ilgili olarak herkesin bir birini suçlaması babadan oğula miras kalan gelenek gibidir…

Oysa bu durumun ayan beyan ortada olan ve gerçekliğini otuz iki dişi çürük bir şekilde sırıtan nedeni, toplumsal yapının sahip olduğu örgütsüzlük gerçeğidir…

Var olan bu gerçek, örgütlü toplum denetiminden yoksun olan siyasal yapının yozlaşarak toplumsal dayanışma başta olmak üzere bütün çözüm dinamiği olabilen yapıları içten içe çürütmesinin sonucudur…

“Balık baştan kokar” sözünü ete kemiğe büründüren ve insanın bütün duyu organlarına bağıra bağıra seslenerek, bize özgü gerçekliğini anlatan korku ve gerilim başta olmak üzere kara mizah öykülerin başlangıç satırlarını oluşturandır bu sonuç…

Yüzyılın fotoğraf albümlerini oluşturan ve insanlığın yüz akı olan aile fotoğrafları arasında siyasal, ekonomik, kültürel ve sanatsal değer üretim karelerinde birkaç fotoğrafla varlık gösterebilmemizin flu halleri de bundandır…

İnsanlığın önemli bir bölümü toplumsal örgütlülük katılımıyla oluşturduğu dayanışma dinamiğiyle her alanda insanlığın yüz akı üretkenliklere imza atarak, yüzyılın aydınlık yüzünde yer alırken…

Bizim ülke olarak, sudan alınganlıklar, çekilmez kaprisler, kof şişinmeler, boş söylemler ve övünmeler bolluğunda, gerekçe zengini ayrışmalarla oluşturduğumuz günümüz toplum yapısıyla, yüzyılın kaybedeni örgütsüz toplumları arasında yer almamız kaçınılmazdır.

(Nazmi METİN-23 Kasım 2016)