Ülkemizin Yürekli Uğur’u

page_vurulduk-ey-halkim-unutma-bizi_240586293 (1)

Çıkarları için halkını ve ülkesini satanların bugünler için tezgahladıkları o darbe dönemlerinden kurtarabildiğimiz yaralı ve ürkek hayatlarımızdan umut devşirmenin en yürekli, en akılcı önermelerini kaleme alan aydınlarımızdandır Uğur Mumcu…

Uğur Mumcu ve onun gibi az sayıdaki aydınımızın, ülkesi ve halkı için önemini bilenlerin bölgesel hesaplarına hizmet eden bir ülke ve halkını var etmek için, 24 Ocak 1993 günü katledildi, ülkemizin yürekli Uğuru…

“Babam katlediğinde ben onbir yaşındaydım” diye seslendi, bu sabah kızı Özge  Halktv’nin ekranlarından ve ekledi: “Babamın Anma Günleriyle büyüdüm ben…” bitirirken, “ikibuçuk aylık UĞUR DENİZ’in” annesi olduğunu müjdeledi.

İnsanları ve ülkesi, savaş acıları değil, gülümsemelerle paylaşılan mutlulukların yaşandığı az sayıdaki ülkelerden olsun diye konuşup yazan ve tehditlere karşı yürekli duruşlar sergilediği için katledilen bir babanın kızı söyledi bunları…

Ülkemiz ve halkımız için beyin ve yürek insanıysak hala…

Özge gibi, UĞUR DENİZ’lerin TÜRKİYESİNİ KURACAK KİTLESEL UMUT OLALIM. (Nazmi Metin-24.01.2016)

Ya sizler?…

imagesU1Y1QMI5

Günümüzde yasaları, yönetilenlerden seçim yoluyla aldıkları yetkiyle yönetenler yapar, yönetilenler uygular ve uyar.  Yasaların uygulamada ki adalet ayarını belirleyen ise, yönetilenlerin kitle kültürü düzeyidir.

Bizdeki adalet ve kitle kültürü durumunun içler acısı hali ortadadır.

Dünyada insanlık için adaletin ne olup olmadığıyla ilgili yüzyıllardır çok şey konuşulup yazıldı… Ama hiçbir zaman bu dönemde olduğu kadar, acil sorgulamalar gerektirir hale gelmedi.

İletişim alanında yaşanan gelişmelerin küçülttüğü bir dünyada;

Aynı gezegende ve aynı coğrafyalarda bir yanda çağdaş demokrasiler, diğer yanda kanlı diktatörlükler yaşanıyorsa…

İnsanlık tarihinde yaşanan kanlı örneklerin varlığında silah hala çözüm olarak uygulama buluyorsa…

Bu iğrenç çözüm yöntemini yönetenler, milyonlarca yönetilenin verdiği destekle uyguluyorsa…

Ve silahlı çözümlerde yönetilenlerin çocukları ölürken, tek kazanan tarafın silah ticareti yapanlar olduğu gerçeği biliniyorsa…

Öncelikle, adaletin ve ona ayar veren kitlelerin vicdanı olan örgütlülük durumunun acil sorgulanması gerekir.

Ben bu sorgulama yürekliliğini, o kitlenin örgütlülük çabası gösteren bir üyesi olmama rağmen, duruma dikkati çeken ve örgütlülüğe çağıran yazıları kaleme alarak her an ve her gün gösteriyorum…

Ya sizler?… (Nazmi Metin-23.01.2016)

Militarist Kafa

 

cartoon-militarist-uniform-abstract-31399300

Günümüzde siyaset, siyaset bilimi ve kitle kültürü varlığında demokrasilerin vazgeçilmezlerindendir…

Ülkemizdeki siyasetin ne olup olmadığını en iyi anlatan, siyasetçinin siyaset adına söyledikleri ve yaptıklarıdır…

Öncelikle anlatımın içeriğini belirleyen, dile getirenin kafa yapısı olduğu kadar dinleyenin de anlama kapasitesidir…

Çoğunluğun, “Ben siyaseti sevmem!” dediği bir ülkede, mevcut kafa yapısı ile anlama kapasitesinin, bütün yönleriyle seviyesiz siyaset ve siyasetçi örneğini egemen kılması kaçınılmazdır.

Demokrasi denemeleri, her alanda militarist kafa egemenliği yaşanan bir ülke gerçekliğinde hüsranla sonuçlanan ülkemizde, askeri darbe süreçleri sonrasında sivil darbe dönemlerinin gelmesi olağandır. Olağandır çünkü, her çözüm önermesi kaba güçten beslenen kafaların hakim güç oldukları ülkelerin yaşamak zorunda bırakıldıkları yönetim şeklidir, askeri ve sivil darbe yönetim örnekleri. Ve halk çoğunluğu, insanlık dışı uygulamalarıyla yılgınlık ve korkuyu dayatan bu yönetim örneklerini, koyunsal tepkilerle seyrederek ömür tüketmeyi kader bilerek yaşarlar.

Hayatlarının her alanında aşağılamanın her çeşidinin hedefi oldukları için, kimlik ve kişilik oluşumlarındaki boşlukları, kişilere duydukları sevgiyi tapınma ayarında yaşayarak doldurma çabalarına girerler.

İşte bu çabalardan beslenir, militarist kafa söylemleriyle yetişerek, güç merkezlerinin tepe noktasına ulaşmasına rağmen aslını inkar etmeyenlerin, kimlik ve kişilik sorgulaması yapan her onurlu çıkışa karşı sergiledikleri güç sarhoşlukları. (Nazmi Metin-21.01.2016)

Özgürleşme Sorumluluğumuz

ozgurluk-7DD8-5EDE-B170

Hayat kaç zamandır insanımız için, binlerce tona gebe renklerin varlığıyla kuşatılmış bir halde, gri tonlardan ibaret bir hayatı yaşama tutsağı gibi yaşanıyor…

Bununla ilgili her koşulda göstereceği tepki şekli;

Parmaklaşarak yakalara yapışıp sarsan ayarda has yürekli söz olarak…

Yasaklı meydanların direniş çağrısı yüklü yankısı güçlü türküleri olarak…

Kenetlenmeye yüreklendiren şiirlerin dizeleri olarak…

Okundukça beyinlerde fikir çiçekleri açtıran, yüreklerde dayanışma coşkusu uyandıran öyküler olarak…

Görsel sanat ürününe dönüşerek estetik algıları yaşanan hayata dair taleplerle ayaklandıracak güçte renk buluşması olarak, var olan insan zenginliğine sahip bir ülke gerçekliğinde her gün kaç duyarlı yürek yana yana umut tüketiyor?

İyiye ve güzle dair insanca beklentilerinin, faşizan dayatmalarla boğazlanmasını, milyonlarca izleyenin tanıklığında tecavüze uğramasını seyretmek zorunda kalıyor?

Yaratıcı alanlarda kaç insan değeri, intihar gel-gitleri arasında yaşama inadının Rus ruleti işkencesini yaşıyor?

Biliyor musunuz?

Bilmiyorsanız, bilmek zorundasınız.

Çünkü bilmek özgürleşmektir…

Bu bir insan olma sorumluluğudur.

Bu sorumluluğumuza sahip çıkmazsak eğer,

Yakın bir gelecekte, yaşam alanlarımızın her metrekaresinin birer tecrit odasına ve bizlerinde -hem tutsak hem de gardiyan olarak- birbirimizin gönüllü infaz memuruna dönüşeceğimiz gerçeğini yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.

(Nazmi METİN-24. 12. 2015-Edirne)

 

 

 

Yaşadıklarımız için

 Nazmi METİN Yazdı

Nazmi Metin

Her insan gibi.

Daha doğrusu,

Çoğu insan gibi,

Hayatın güzel yanlarını fikrimle,

Dize dize,

Renk renk,

Satır satır sevinen beynim..

İnsanın çirkin yanlarını,

Şiire dize,

Tuvale renk,

Yazıya satır sevgimle,

 Üzülen yüreğim vardır benim.

 

Beynim akıl akıl sevinirken fikrimi,

Yüreğim yana yakıla üzülürken sevgimi,

Ben ne kadar insansam.

Yaşanan hayat o kadar,

Güzel bir gelecektir,

Ortak hayatı,

Yaşadıklarım için.

 

Sevinmek hayatın güzel yanlarını insan gibi.

Üzülmek çirkin yanlarını insanın insan gibi.

Renktir tuvallerde bir evren dolusu çağlardır.

Ezgidir,

Şiirdir,

Öyküdür,

Romandır.

Bilimdir,

Sanattır,

Edebiyattır.

Ve gezegenimizde her an milyarlarca dünya,

Milyonlarca yıldır,

İnsanın güzellikleri sevinen beyniyle kurulurken,

Çirkinliği üzülen yüreğinin matemiyle yok olmaktadır.

 

Her anı insan gibi.

Daha doğrusu,

Çoğu insan gibi.

Güzellikleri biz sevindikçe çoğalan,

Bir hayat var çağlardır yaşanan,

Beynimiz insan için düşündükçe rengarenk akan,

Yüreğimiz üzüldükçe yarınlarını kanayan.

 

Bunun ne kadar farkındaysa,

Hayatı o kadar hak ediyor insan.

TRED Genel Başkanı ve URD Kurucu Başkanı Metin’den Kargoculara Açık Mektup

 

 Nazmi METİN-siyah beyaz-1

TRED  Genel Başkanı ve URD Kurucu Başkanı Nazmi METİN’den Kargoculara Açık Mektup

Trakya Ressamlar Derneği (TRED) Genel Başkanı ve Uluslararası Ressam Dayanışması Derneği (URD) Kurucu Başkanı Nazmi METİN, 2 Dernek tarafından ülkenin il ve ilçelerinde ‘Örgütlü Sanat İçin Dayanışma Sergileri’ başlığı altında düzenlenen sergilere kargo şirketleri aracılığıyla gönderilen resimlerde önemli hasarlar meydana geldiği ile ilgili yakınmaların artması üzerine kargo şirketlerine yönelik “Açık Mektup” yayınladı. Sosyal Paylaşım ağlarında yoğun bir şekilde yer alan “Açık Mektup” un tam metni şöyle:

“Sayın Yönetici

Sanat Dernekçiliğinin iki kat daha çaba ve özveri gerektirdiği ülkemizde, birbirimizle ve nüfus yoğunluğumuza vurduğumuzda yok denecek kadar az sanatsevenlerimizle dayanışma içinde sanatımızı yaparak yaşatmak ve sergiler düzenleyerek paylaşmak amacıyla 2013 yılında Trakya Ressamlar Derneği’ni kurduk.

Derneğimizin Kuruluş amacı doğrultusunda, 2013 yılından beri ülkemizin il ve ilçelerinde “Örgütlü Sanat İçin Dayanışma Sergileri” başlığı altında sergi etkinlikleri düzenlemekteyiz.

Bugüne kadar, Edirne’de, Antalya/Alanya’da, İstanbul/Beylikdüzü’nde ve Eskişehir’de düzenlenen… Önümüzdeki aylarda İstanbul/Beşiktaş, Eski Foça/İzmir, KKTC/Lefkoşa ve Edirne/Keşan’da düzenlenecek olan sergilerimize ulusal ve uluslararası sanatçılar katılım göstermektedirler.

Düzenlenen sergilerimize eser gönderimleri yönettiğiniz kargo şirketleri tarafından yapılmakta, özenle paketleyerek ya da paketleterek şubelerinize teslim edilen el emeği göz nuru çalışmaların bir bölümü adreslerine, (2010 yılından beri ülkenin il ve ilçelerinde karma sergiler düzenleyen sanat grubu kurucusu şahsımın tanıklığında) özellikle son dönemlerde önemli hasarlar verilmiş bir şekilde ulaştırılmaktadır. 

Ülkemizin örnek emanet kültürüne yakışmayan bu üzücü gelişmenin nedeni sizlerde biliyorsunuz ki, üzerinde uyarı notu bulunan kargo paketine yükleme ve boşaltma işlemi sırasında gereken özenin gösterilmemesidir.

Ve sizlerde biliyorsunuz ki, bizlerin aylarca hatta yıllarca sancı sancı kıvranarak ortaya koyduğu o çalışmaların, teslim adreslerine önemli hasarlar verilmiş bir şekilde ulaştırılmasındaki saygısızlık boyutu yoğun üzücü gelişmenin başı sonu, o imzalattığınız sorumsuzluk kağıdının varlığında bile, mevcut iş ahlakının durumunu tartışılır hale getirmektedir. 

Sayın Yönetici

Söz konusu üzüntü verici gelişmelerin her aşamasında sergilenen saygısızlık nedeniyle gösterilmesi gereken tepkiyi elden geldiğince karşılıklı saygı çerçevesinde tutarak kaleme aldığım bu satırların sizlere, yaptığınız işin ahlak ölçüsünün ne kadarının emanet kültürünün varlığından oluştuğunu sorgulatmasını diliyorum.”

Nazmi METİN

Trakya Ressamlar Derneği (TRED)

Başkan

Uluslararası Ressam Dayanışması Derneği (URD)

Kurucu Başkan

 

Nazmi Metin, Resim Serüveniyle TRT Okul Kanalında

23 Ağustos 2014 Edirne TRT çekimi 010 23 Ağustos 2014 Edirne TRT çekimi 020 23 Ağustos 2014 Edirne TRT çekimi 04723 Ağustos 2014 Edirne TRT çekimi 007

Gazetemizin kurucusu ve sahibi Gazeteci- ressam Nazmi METİN, Edirne’de bulunan Resim Atölyesi, resim çalışmaları ve 2 öğrencisiyle yaptıkları açık hava çalışmalarıyla TRT’nin OKUL kanalında yayımlanan “Her Yer Resim Olsun” programının çekimlerinde yer aldı.

23 Ağustos 2014 cumartesi günü Nazmi METİN’in Edirne Atlığ İş Merkezinde bulunan NAMRA-Nazmi Metin Resim Atölyesi’nde saat 09:30 da başlayan program çekimleri saat 17:00 da, Nazmi Metin’in Şehmuz Atasever ve Nurcan Korkmaz isimli öğrencileriyle gerçekleştirdikleri, Edirne’nin en güzel tarihi ve doğal zenginliklerinden olan Meriç Köprüsü manzarasını tuvallerine yansıtan çalışmalarının çekimleriyle sona erdi.

42 bölümdür TRT OKUL kanalında yayımlanan, 1 Resim Hocası ve 2 Öğrencisinin resim üretim sürecini konu alan programın Edirne ile ilgili bölümünün çekimleri, Nazmi Metin Resim Atölyesi’nde, Resim hocası Nazmi Metin’in resim serüveni, atölye yaşamı ve bugüne kadar ortaya koyduğu çalışmalarından örneklerin çekimleriyle başladı. Daha sonra Edirne’nin en güzel yerlerinden Karaağaç yolunun başlangıç bölümünde bulunan Hacı Adil Çeşmesine gidilerek, programın formatı gereği Şehmuz Atasever ve Nurcan Korkmaz isimli öğrencilerin Nazmi Metin yönlendirmesiyle yaptıkları çeşmenin karakalem eskiz çalışmalarının çekimleri yapıldı. Eskiz çekimlerinin tamamlanmasının ardından, Yine Selimiye Camii ile Meriç Köprüsünün aynı karede yer aldığı Meriç Nehri manzarasının akrilik boya ile tuvallere aktarımı çekimlerine geçildi. Yoğun sıcak hava altında gerçekleşen çekimler, Nazmi Metin’in 2 öğrencisiyle yaptıkları değerlendirmeler sonrasında Nazmi Metin’in, format gereği söylediği, “Doğal güzellik ile tarihi güzelliğin koyun koyuna var olduğu, Edirne’nin en güzel manzaralarından Meriç Köprüsünü tuvallere yansıtma çalışmamız sona erdi. “Her Yer Resim Olsun” sözleriyle son buldu.

Program yapımcılarının kendisini telefonla arayarak çekim teklifinde bulunduklarını belirten Nazmi Metin, “Hakkımda gerekli bilgiye internette ulaşmışlar, edindikleri bilgilerin yönlendirmesiyle cep telefonu numaramı edinerek beni aramışlar. Bende internette daha önce yayımlanan program bölümlerine ulaşarak çekimleri izledim. Formatı beğenerek kendilerine olumlu yanıt verdim ve programa katılım fikri ve çekimler böyle gerçekleşmiş oldu. Milyonlarca izleyiciye ulaşan bir kanal ve program yayınının konuğu ve konusu olarak, yaşadığım kent Edirne’nin tanıtımına bir nebzede olsa katkı yapmışsam ne mutlu bana” diye konuştu.