Yazı kategorisi: Ekonomi, Emek Dünyası, Yazarlar

Trakya’da Bir Bağ Rotası: Arcadia Bağları ve Bakucha Hotel

 

Kemal Kaya

Trakya’da 2500 yıldır bağcılık yapılıyor, şarap üretiliyor. Evliya Çelebi 1658’de Kırklareli’ne geldiğinde binlerce dönümlük bağlarla karşılaştığını yazmış. Eski kayıtlarda limanlara şarapların taşındığı “Şarap Yolu” kaydı var. Manda arabalarıyla büyük küp ve fıçılar içerisinde İğneada ve Kıyıköy’e götürülen şaraplar, oradan gemilerle Fransa ve İtalya’ya gönderiliyormuş.

Lüleburgaz ve Istranca Dağları arasında, Tarihi Şarap Yolu’nun geçtiği coğrafyada bulunan Arcadia Bağları‘na misafir oldum. Ülkemizde şarap sektöründe ciddi bir hareketlilik var. Bu yıl gurme olmayan ben bile 2 bağ ziyareti yaptım. Geçen yıl da İtalya’nın Puglia bölgesinin bağlarındaydım. İtalya’nın En Büyük Şarap Üreticisi: Puglia yazıma göz atın isterseniz.

Arcadia Bağları

Arcadia Bağları, Şaraphane ve Bakucha Otel

Kırklareli bölgesinde Cumhuriyet döneminde yapılan ilk büyük modern bağ yatırımı olarak 2000’lerde kurulan Arcadia Bağları, adını Arcadiapolis’ten antik kentinden almış. Hamitabat ve Çeşmekolu Köyleri arasında yer alan bağ, uzun araştırmalar sonucu seçilmiş 2500 dönümlük arazi üzerine büyük emeklerle kurulmuş. Bu koca arazinin sadece 350 dönümü bağ olarak ekili.

Zeynep Arca Şallıel ve Özcan Arca, Fransa’dan Yeni Zelanda’ya dek coğrafyaları dolaşarak biraz dedektiflik, biraz seyyahlık ve işçilik karışımı bir dönem sonrasında, hayallerindeki şarabı çıkarabilecek teruar arayışına başlamışlar.

Trakya’nın tam ortasında Lüleburgazın kuzeyi ile Istranca Dağları arasındaki bölgenin mikrokliması özellikleriyle tercih etmişler. Lüleburgaz’da Arcadia Çiftliği’ni kurarak bağcılığa başlamışlar.

Bakucha Hotel

Terruarın doğal lezzetleri şaraplarına kayıpsız taşınması için tam sekiz yıl beklemişler ve artık hayallerinin ürünü ziyaretçilere ve şarap tadımı meraklılarına sunuluyor.

Özcan Arca, Trakya’nın turizmde sahip olduğu potansiyelin ortaya çıkarılmadığını ve göz ardı edildiğini düşünüyor. Turizmde Arcadia Çiftliği ile Trakya Bölgesi’ni bir eko, agro ve gastro turizm merkezi haline getirmeyi hedefliyor.

Arcadia Vineyards

Sürdürülebilir tarım ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla ancak bölgenin kalkınabileceği konusuna ben de katılıyorum. Bu yüzden Türkiye’nin farklı coğrafyalarında sürdürülebilir turizmi destekleyen Gelecek Turizmde projelerine hep destek olmaya çalışıyorum.

Arcadia Bağları

Arcadia Bağları’nda Sauvignon Blanc, Narince, Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot ve Öküzgözü ve Papaskarası cinsi üzümler yetiştiriliyor. Burası en eski üzüm çeşitlerinden Sauvignon Gris ve Pinot Gris cinsi üzümlerini Türkiye’de yetiştiren tek bağ.

Bağ arazisi ise, rakımı 100 ila 150 m arasında değişen birçok minik tepe, vadi ve vadi içlerindeki meşe korularından oluşuyor. Sürdürülebilir bağcılık ve minimal müdahale anlayışıyla yapılan tarımda, doğada ve üzümde kalıntı bırakan kimyasallar kullanılmıyor.

Arcadia Şarap Bağları

Organik bağlarda kullanılan kükürt seviyesi seksen birimken, Arcadia’nın bağlarında otuz birim uygulanıyor. Onlarca çeşit şarap üretmek yerine, kendine özgü aromalı doğal şarapları üretmekten yana emek gösteriyor. Zeynep Hanım her zaman butik kalacaklarını hep vurguluyor.

Beyaz şarapta iddialı bir üretici olan Arcadia’nın, Istanca Dağları’na yakın konumu ve gece ile gündüz sıcaklık farkı sayesinde, üzümler yüksek asitli, yoğun tanenli ve dengeli beyaz şaraplara oldukça elverişli. Bağlarda hem asmaların daha dengeli olgunlaşmasını sağlayan, hem de hasatı kolaylaştıran Lyre telli terbiye sistemi kullanıyor.

Trakya Bağları

Arcadia Wines Turkey

Şaraphane

Bağbozumu ile hasat edilen üzümün bağlardan kadehe uzanan sürecinde modern ve geleneksel yöntemlerle bir arada kullanılıyor. “Yerinde üretim” modeliyle bağların tam ortasına şaraphane kurulmuş. Üzümler bağlardan toplanır toplanmaz şaraphaneye getirilip hiç beklemeden işlemeye alınıyor.

Üzümler şaraphanenin özel tasarım dairesel yapısı sayesinde yerçekimiyle, pompa ve benzeri mekanik yöntemler kullanılmadan işleniyor. Şaraplar da en saf haliyle burada şişeleniyor. Şaraphanenin ortasından, doğal serinlik ve nem oranı için en uygun mekân olan yer altına, toprağın altındaki mahzene bir kapı açılıyor. Şaraplar üç kat meşe fıçı sırası ile ardından da şişelerde dinlendiriliyor.

Lüleburgaz Arcadia

Şarap Çeşitleri

Arcadia’nın 350 dönümlük bağ arazisinde, dokuz farklı cins üzüm yetiştiriliyor: Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot, Sauvignon Blanc, Sauvignon Gris, Sangiovese, Pinot Gris, Öküzgözü ve Narince. Şaraba yatkınlıkları, toprağa ve bölgeye uyum gösterebilme özelliklerinden dolayı Sauvignon Blanc, Sauvignon Gris ve Pinot Gris üzümleriyle çalışmayı tercih etmişler.

En eski üzüm cinslerinden olan ve çok değerli şarapların yapımında kullanılan Sauvignon Gris üzümü, Türkiye’de ilk kez Arcadia Bağları’nda yetiştiriliyor.

Şarap Tadımı

Arcadia Bağları’nda, en ünlü olan şarap elbette Arcadia Gris. Türkiye’de Sauvignon Gris ve Pinot Gris üzümlerinin yetiştirildiği tek yer burası ne de olsa. Arcadia Gris biberiye, narenciye, limon ve çimen aromalı tatlı bir şarap.

Arcadia Şarapları

Arcadia Odrysia Narince ise şeftali, nektarin, narenciye gibi bol meyve aromalı yumuşak bir beyaz şarap. Bordeaux blend kırmızı bir şarap olan Cabernet Sauvignon, Merlot & Cabarnet Franc ise, orman meyveleri, baharat, çikolata, bal aromaları ile dengeli, orta gövdeli güzel bir şarap.

A Cabernet Franc, tatlı baharatlı, aromalı, tanenli, biraz asitli ancak kadifemsi. Pinot Gris Rose ise, yaza uygun hafif ve asitli bir rose çeşidi ve ben pek rose türü şarapları sevmem. Late Harvest-Botrytis, geç hasat edilen Sauvignon Blanc üzümlerinden yapılan, bal ve narenciye aromalı, yarı tatlı beyaz şarap.

Narince Şampanya ise, narince üzümlerinden sınırlı özel yapım prosecco stili şampanya. Narince Şampanya, yalnızca Bakucha Otel’de konaklayan misafirlere ikram ediliyor. Ben tatma fırsatı bulamadım.

Bakucha Otel

Bakucha Otel, harika bir manzaraya sahip 18 odalı butik, şirin bir otel. Açık yüzme havuzundan, manzaralı saunaya, masaj ve terapi SPA’sından, tavandan yerlere dek uzanan camlı restoranına dek her şeyi hoş.

Bakucha Otel

Bakucha Otel, sıcak, doğal ve sevimli bir bağ oteli. Doğanın içerisinde sade ama konfor için her şeyin düşünüldüğü bir otel burası. İstanbul kalabalığından kaçmak isteyenler için tam bir sığınak olmaya aday. Bakucha Otel, yıl boyunca açık.

Adres: Hamitabat Köyü Lüleburgaz, 39750 Kırklareli
www.arcadiavineyards.com, www.bakucha.com
Tel: 0 (533) 514 14 90

Arcadia Bakucha Hotel

Misafirlere sunulan kahvaltı ve akşam yemeklerinde kullanılan tüm ürünler de aynı sistemle kendi bostanlarından elde ediliyor. Hepsi kimyasal kullanılmadan üretilmiş; doğal ve lezzetli. Zengin kahvaltılar öğlen 12’ye kadar sürdüğü gibi, akşam yemeklerinin de süresi hayli uzun. Amaç sohbetle ve şarabın tadını çıkararak, yemeği şölene dönüştürmek olmalı zaten. Arcadia Bağları’na şarap tadımı için gelmeden önce randevu almanız şart.

Trakya coğrafyasında Edirne gezilecek yerlerin başında geliyor. Bölgede çok sayıda kültürel miras var. Kuzeydeki longoz ormanları ise UNESCO Biyosfer Koruma alanı için aday. İstanbul’dan sadece birkaç saat uzaktaki bu güzel coğrafyada kafa dinlemek için Arcadia Bağları ve Bakucha Otel şahane bir aday. Şahane Bali masajı yaptırmayı da unutmayın derim!

Yazı kategorisi: Çevre, Emek Dünyası, Genel Yorumlar, Tarım

Tohumların kurumsal hırsızlığına direniş: Navdanya Hareket

Tohumların kurumsal hırsızlığına direniş: Navdanya Hareketi

Gıdanın biyoyakıta sapması, gıda hakkının varlığını inkar eden milyonlarca spekülasyon, gıdaların kontrolsüz fiyat artışına katkı sağlamış oldu. Bizim arılarımızı, kelebeklerimizi ve yer solucanlarımızı, zehirli kimyasalların kullanımı ile öldüren endüstriyel tarım aynı zamanda biyoçeşitliliği de yok ediyor.

tohum-takas-2

Endüstriyel tarım, gıda güvenilirliğine tehditler oluşturan ve tarımı istikrarsızlaştıran küresel iklim krizine sebep olan sera gazlarının yüzde 40’ından da sorumludur. Ancak karşılaştığımız en büyük tehlike tohum kontrolü yoluyla çiftçi ve toplulukların elinden alınan ve birkaç kurumsal tarım şirketine bırakılan gıdamızdır.

Pamuk tohumunun, tarım şirketinin tekeline geçmesi ile Hindistan’da çiftçi intiharları çokça artmıştır. Hindistan’da çeyrek milyon çiftçi, Monsanto gibi büyük tarım devlerinin üretim maliyetini artıran ve yenilenemeyen tohumların yüksek maliyetleri sebebiyle borçlanmış, borçlarını ödeyemeyince de intihar etmiştir.

Genetiği ile oynanmış tohumlar, tohum patentleri ve küresel tarım şirketlerince oluşturulan tohum tekeli gibi sorunların üstüne gitmek için 1987 yılında Navdanya Hareketi başlatıldı.

tohum-monsanto

Şirketlerin tohum egemenliğine son vermek ve tohumun, toplumdaki tüm bireylerin yararlanacağı doğal kaynak olduğunu göstermek için çıkılan bu yolda, 60 tohum bankası kuruldu. Biyoçeşitliliği koruyarak, ekolojik tarım yöntemleri ile üretilen gıda, çiftçilerin maliyetini azaltırken tane başına daha yüksek verimli olduğu kanıtlandı. Ancak bu çabamız karanlık bir odadaki cılız bir lamba gibi. Her şeye rağmen biz olabilirliğin ve alternatiflerin lambasını açık tutuyoruz. Ancak içinde bulunduğumuz acil gıda durumu, çok daha büyük sorumluluklar için bizleri çağırıyor.

tohum-monsanto-2Gıda hareketleri tohumdan masaya, köyden şehre ve güneyden kuzeye dek tüm dünyada bütünleşik olmalı. Bizlerin, tohumlarımızın, toprağımızın, bedenlerimizin ve sağlımızın suistimalini durdurmak yerine dev tarım şirketleri ile iş birliği yapan hükümetlerin rolüne ve küresel gıda kontrolüne meydan okumak için daha güçlü olmaya ihtiyacımız var.

Michelle Obama’nın Beyaz Saray’da organik bir bahçesi var, ama Obama yönetimi, genetiği değiştirilmiş gıdaları Amerika’da ve dünyada yaygınlaştırmaktadır. Aynı zamanda Amerika-Hindistan nükleer anlaşmasını imzalayan Bush ve Singhtarafından 2015 yılında imzalanan, Amerika-Hindistan tarım anlaşmasında Monsanto, ADM ve Walmart’tan kurul temsilcileri vardı.

Gıda sistemlerimizin gaspı, demokrasimizin gaspıdır.

tohum-monsanto-4

Tam da bu nedenle gıda demokrasisini, hayatta kalma ve özgürlüğümüzün temel savunması olarak sağlamak zorundayız. Ya bu savunmayı sağlayacağız ya da bir süre sonra gıda diktatörlüğü aracılığıyla tüm gıda sistemlerimizin çöküşünü yaşayacağız. Dirençli bir gıda demokrasisi inşa ederek, kendini çabucak toplama yeteneğine sahip ekosistemlere ve toplumlara güvenerek başarılı olacağız. Bu alternatif için hâlâ şansımız var!

Kaynak: Znet

Yazı kategorisi: Anasayfa, Edirne, Ekonomi, Emek Dünyası, Güncel Haber, Genel Yorumlar, Kültür-Sanat, Tanıtım

Geleneksel El Sanatları Derneği (GESAD) Kuruldu

Ana Amblem

Ülkemizdeki Geleneksel El Sanatlarını yaşatmak için çaba gösterenleri bir çatı altında toplayarak bu konudaki çabalarını etkin ve güçlü kılmak amacı güden Geleneksel El Sanatları Derneği Edirne’de kuruldu.

Önceki gün Edirne Valiliği Dernekler Müdürlüğüne verilen Kuruluş başvurusu 27 Nisan 2016 çarşamba günü onaylanan Geleneksel El Sanatları Derneği’nin (GESAD) Kurucu yönetiminin bir an önce yeterli üye kaydını yaparak derneği seçimli genel kurula götürmek için çalışmalara başladığı açıklandı.

Gerekli sayıda üye kaydı yaparak Derneği Genel Kurula götürme sorumluluğu bulunan Geçici Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Ömür METİN, Ayfer HINCAL, Pakize Hülya ŞEN, Emine YETİM, Şermin PEHLİVANCIK, Filiz TULGA, Arzu ERK, Düriye SEZER.

Derneğin Kuruluş Amacı ve iletişim bilgileri:

Geleneksel Sanatları tanıtmak ve yaşatmak için çalışmalar yapmak. Geleneksel Sanatların farklı dallarında sanat yapan sanatçılar arasında sanat üretim ve paylaşım dayanışması oluşturmak, Bunun için yurtiçinde ve yurtdışında sergi etkinlikleri gerçekleştirmek, Güzel sanatların gelişmesine yardımcı olmak ve öncülük etmek. Üye sanatçıları yurt içinde ve yurt dışında her konuda temsil etmek, haklarını korumak ve savunmak, çalışma olanaklarını arttırmak, eserlerinin değerlendirilmesini sağlayıcı yönde maddi ve manevi kazanımlarını sağlamak.

e-posta: gesad22@outlook.com

Derneğe üyelik ve Sergilere Katılım Formu İçin: http://turedsanat.wordpress.com

Derneğin kurulmasıyla Ressam Dernekleri Federasyonu’nun (REDEF) kuruluşu için gerekli olan 5. derneğin oluşturulduğu bildirildi.

 

 

%d blogcu bunu beğendi: