Evreni Anlamak, En Büyükten En Küçüğe – 10: Sicim Kuramı

Bir sicim düşünün hiçbir şeyden meydana gelmemiş olsun uzay ve zamandan bile. Parçacıklardan bile küçük. Bir kuantum sicimi. İşin içinde kuantum varsa her şeyin garipleştiğini artık biliyoruz. Bu sicim titreşiyor, kıpırdanıyor o yüzden tam da göremiyorsunuz. Bu sicim titreşimleri ışığın fotonlarını yaratıyor. Bir başka sicim de bir ilmek gibi bir şey. Kapalı. Bu da titreştikçe gravitonları yaratıyor. Kütle çekiminin parçacığını. Birlikte düşünüldüğünde kütle çekimi ile elektromanyetizmayı birleştiren bir teoriye dönüşürler.

Her yeni teoride kabul etmek için bir şeylerden vazgeçmemiz gerekti. Newton’da kütleçekiminin bir kuvvet olduğu fikrinden vazgeçtik, parçacıkların nokta gibi olduğundan da vazgeçtik. Burada da sicim kuramını anlamak için boyutlardan vazgeçmemiz gerekecek. 3 boyutlu uzay ve bir de zamandan oluşan dört boyuttan vazgeçmeliyiz. On bir boyutlu bir evrene gereksinimimiz var bu kuram için. Bu boyutlar göremediğimiz kadar küçüktür. Tarif etmek pek olası değil elbet. 4 boyutu bile hayal edemezken. Bu teori haliyle bize paralel evrenler ve çoklu evren modellerinin de kapılarını aralar. Bunu başka bir yazıda detaylıca konu ederiz.

Sonsöz

11 Şubat 2016’da binden fazla bilim insanı ortak bir bildiriyle insanlığın artık yeni bir çağa girdiğini duyurdu. Tarihte ilk kez evrenin dokusunun dalgaları keşfedilmişti ve artık ışık olmadan da evrenimizi gözlemleyebilecek ve öğrenebilecektik. Einstein’ın yüzyıl önceki öngörüsü bizi bambaşka bir boyuta getirdi. Artık bundan sonra bilgimiz katlanarak ilerleyecek ve evrenimizle ilgili, varoluşumuzla ilgili pek çok kapı aralanacaktır. Önümüzdeki yüzyılda insanlık muhtemelen büyük sıçrayışlara gebedir. Sadece Einstein değil katkıda buluna diğer tüm isimsiz bilim insanlarına büyük teşekkür borçluyuz. Onların yaptıklarını biraz olsun anlaşılır kılabildiysem de ne mutlu bana.

Sağlıcakla kalın…

Y.Emir Emirmahmudoglu 

Matematiksel