Yoz siyaset dediğim….

 

 

Göreve gelen hükümetlerin çiftçinin beklentilerine olumlu yanıtlar verme konusunda, ülke gerçekleriyle çelişen uygulamalara ağırlık vermelerini anlamakta hiçbir zaman sıkıntı yaşamadım.

 

Bağımlılık gerçeğimizin kamburu, emperyalist sömürü çarkının mutemedi olan İMF’nin, sömürge programlarını harfiyen uygulayan hükümetler tarafından yönetilen ülkenin bir bireyi olmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenenler de, hiçbir zaman böyle bir sıkıntı yaşamazlar zaten

 

Sanayisinin büyük bir bölümü tarımdan nemalanan bir ülke gerçeği ortalık yerde sırıtırken, çiftçisini çözüm defterinden silmiş gibi davranan hükümetlerin asıl kimliğini okumak zor olmasa gerek?

 

Ama kimileri nedense çok zorlanıyorlar, bu gerçeği okuma konusunda!

Örneğin, bütçeleri ve ödenekleri ve de yönetici maaşları bir hayli kabarık olmasına karşın, çiftçi haklarını savunma konusunda sakar çavuş olan üretici örgütü başkanları…

 

Örneğin, meydan mitinglerinde kalabalığın gazına gelerek verdikleri sözleri, koltuklara oturunca, rozetleri yakalara takınca unutanların, utanmadan hala palavra seslendirerek, ortalıkta “hak savunucusu” pozlarında gezinenleri..

 

“Çiftçinin hiç mi suçu yok mu?” diye sorabilirsiniz…

Bu soruya verilecek en doğru cevap; Ülkemizde tarım kesiminin aydınlanma süreci Köy Enstitüleriyle başlayıp bitti. Bu bitişin ve bugün olup bitenlerin suçlusu tarikat gerçeğinden beslenen yoz siyasettir” şeklinde olabilir… Olmalıdır.

                                                           (Nazmi METİN-20 Haziran 2011-Ses Gazetesi)