Yolculuk nereye?

Yaygın bir deyim vardır; “eller Mersin’e bizler tersine” diye.

Toplumsal yaşamımızın rotası bir süreden beri söz konusu bu deyimin ete kemiğe bürünmüşlüğünü sergiliyor.

Klavyenin tuşlarına dokunan parmakların…

İnterneti izleyen gözlerin sahibinin yürüyüş yönü, çağdaş insanın yaşam toprağına doğru olması gerekirdi aslında.

Bizde ki bunun tam tersi…

Siyasi yozlaşma ekonomik dokulara köşe dönücülük mikrobunu enjekte ederek, kültürden tutunda toplumsal ahlaka dek bütün insani duyguları çürütmüş sanki…

Bütün değer yargılarımız marka çılgınlığının anaforuna kapılarak, yitip gitmiş; geride içleri boş kimlik hanelerimiz ile vücutsal görünümlerimiz kalmış gibi…

“Gibiye!..” gelip takılan varlık nedenimiz giderek, “Gibinin!..” ötesine geçmeyi dayatırken, yaşadığı toplum şöyle dursun kendisine bile saygı duymayan insan tipinin yaydığı siyah görüntünün geleceğimizi belirsizleştirdiğini görüyoruz.

Yukarıdaki satırlar bir bilimkurgu romanının giriş bölümü satırları değil elbet.

Bu satırlar, bizim beylik söylemlerle sık sık parlatma gereği duyduğumuz toplumsal hayatımızın gerçek durumunun anlatımıdır.

Söz konusu anlatımı ilçemiz yaşamında da bolca görüyoruz…

Son derece gelişmiş iletişim aygıtlarının bir parçasına dönüşmeden bir an durup sorsak kendimize;
Yolculuk Nereye?..  (Nazmi METİN)