Yeni Yıla yakışır yazı

Yeni yılın ilk gününde çalışma odamda masamın başındayım..

Dopdolu bir kafayla, bilgisayarımın boş yazı sayfasına bakıyorum.

Amacım yeni yılın ilk gününün birkaç saatini yazarak geçirmek, konu bolluğu arasından öne çıkana yoğunlaşma başarısı gösterebilirsem, yeni yıla yakışır satırlardan oluşan bir yazı yazmak.

 

Arada bir kahvemi yudumlarken, Ergene Ovasına ve öte yakasında yükselen sırtlara göz atıyorum. Ergene Ovası yağışlar nedeniyle göle dönüşmüş durumda…

Ufuk çizgisi boşluğunda, Eskiköy ile Çalıköyü ve Meriç Nehri ile Komşu Yunanistan’ın kasaba ve köylerini barındıran karşı sırtlar ise yazdan kalma bir gün ışığı altında, pastel renklerden oluşan örtüsünü dalgalandırıyor.

 

Damağımda Ömür hanımın el lezzeti katkılı kahve tadı, gözlerim penceremdeki bu görüntü karesini gezinirken, burun deliklerimi Ergene’nin yaz aylarına özel kokusu anlık doldurup geçiyor ve yazın gelişiyle yaşanacak olan o iğrenç kokulu günleri hatırlatıyor.

Bu bir anlık hatırlatmanın sarsıntısını atlatmaya çalışırken, bu kez köylerimizin, siyaset adamından çok siyaset cambazı olma başarısı gösteren siyasetçi tipinin söyledikleriyle çelişik durumu hatırıma geliyor.

 

“Yetmişli yıllarda Meriç ve Ergene Ovalarının bereketiyle tarım zengini olan Meriç ilçesi, günümüzde verdiği işsizlik göçüyle köyleşmenin eşiğinde…” diye sesleniyor, beynimin derinliklerinden bir ses…

“Köyleri ve beldeleri yıllardır Meriç örneğini yaşayan Uzunköprü içinde  böyle bir çöküş örneğinden yaygın bir şekilde söz ediliyor…” diye ekliyor ardından gelen bir başka ses.

 

Ve doğduğum köyüm ve yaşadığım kasabam, kentim ve ülkemle ilgili geçen yıllara dair hatırıma düşenler zincirinden boşanmışcasına çoğalırken aniden, damağımda gezinen kahve tadının anında acılaştığını hissederek, ‘senin yazacağın yeni yıla yakışır yazı ancak bu kadar olur… ’ diye ağız dolusu söyleniyorum.

Nazmi METİN (01.01.2018)