Yapılar demir ve betondan, insanlar beyin ve yürekten oluşurlar.

 

 

Ülkemizde bu bilinenin yaşanan zamana ve içinde yaşanılan yapılara göre farklılıklar göstermesinin bize özgü nedenleri neler olabilir?

 

Özellikle son yıllarda orman vasfını kaybetmiş alanlar ile tarım alanından rant alanına dönüştürülerek imara açılmış alanlarda yükselen yapılarımızın mimari özellikleri gibi isimleri de değişkenlik gösterir olmuş, yapılara verilen isimler yapılış nedenlerinden çok hizmet kalitesinden amaçlananı yansıtır olmuşlardır.

 

Örneğin dünyadaş ülkeler tıp hizmeti ile ilgili kurumsal yapılara o alandaki buluşlara imza atmış bilim adamlarının isimlerini verirken, bizde kılıç kalkan egemenliği dönemlerinde kelle almayla ün yapmış büyüklerimizin isimlerinin verilmesi gibi…

 

Örneğin isimlere ve cisimlere takılı kalınmış bir hizmet anlayışının vicdani yükümlülüğü ortadan kaldırmasıyla, şahsımın sıradan bir sinüzit iltihabı rahatsızlığını yanlış ilaç ve tedavi yöntemiyle günlerce sürecek yarısı yara bereye gark olmuş, ağrılı ve acılı bir yüze sahip olmasına yol açılması gibi…

 

Yapıların içindeki hizmet kalitesi değişimine rantsal yağmacılıkla başlayıp, kurumsal yapı ismi, hizmetlisinden doktoruna çalışan alımı gibi konularda olduğu gibi tek parti iktidarı yaklaşımlarıyla sürdürdüğünde ortaya her aşaması insani olandan uzak düşmüş bir hizmet uygulamasının çıkması kaçınılmazdır.

 

Yapılar demir ve betondan oluşurlar ve oluşumun her aşamasında insan vardır…

Eğer vicdanlar ipotekli değilse, hizmetin her aşamasında da İNSAN OLMALIDIR.

Nazmi METİN