Uzunköprü’nün dokunulmazları!

 

Bir kasaba düşünün…

Sağı mezbelelik, solu mezbelelik, ortası mezbelelik; yani fabrika mezarlığı.         

Kasabanın bu durumu abartısız otuz yıldır, duyarlı kesimlerden gelen tepkilere rağmen daha da kötüleşerek sürüyor…

Mevcut kötüleşmenin sorumluları, gelen tepkilere 3 maymun duyarsızlığı sergilemekten başka bir çözüm yöntemi üretemiyor…

Beldelerin bile topyekün tanıtım atağına kalkıştığı, tarihi ve doğal güzelliklerini öne çıkarma çabası gösterdikleri bir zamanda, ortada böyle bir çirkinlik kareleri, ilgili duyarsızlığının dokunulmaz kıldığı fabrika leşleri yokmuş gibi davranılıyor…

Hemen göze batan bu tip çirkinlikler yöneteni ve halkıyla kasabalının boşvermişliğini sırıtırken, kasabanın bir tarihi ve turizm kenti olduğunu görselleştirip sloganlaştıran o tanıtım panolarınız birer çöl serabı anlamı taşımaz mı?

Çirkinlik kuşatmasında olan tarihi köprüyü, çevresi araç parkı olarak kullanılan Özgürlük Anıtını referans göstererek ev sahipliği yaptığınız Tarihi Kentler toplantısı, restorasyon düzenlemesi gören Telli Çeşme meydanı, Eski Tekel binası, Eski Askerlik Şubesi, Tarihi hamam, hazırlattığınız o gösterişli tanıtım kataloglarınız birer seçim malzemesi olmaz mı?

Uzunköprü, adından da anlaşıldığı gibi, dünyanın en uzun tarihi kesme taş köprüsüne sahip…

Böyle bir değere sahip olan bir yeri, tarım kasabası yönetici zihniyetinizin dokunulmaz kıldığı fabrika mezarlıklarıyla değersizleştirmeye hakkınız yok.

Bu turizm ve tanıtım çağında Uzunköprü’nün dokunulmazları fabrika döküntülükleri değil, tarihi ve doğal zenginlikleri olmalı.

(Nazmi METİN-5 Şubat 2018)