Sahi, Ne Yürekli Çocuklardık biz

Uğur-Mumcu-cenaze

Hayatına dair düşlerin gerçeklik izini sürme azmi ve çabası olanların başarılarından beslenerek iyiye güzele doğru dönüşürmüş hayatlarımız…

Onların usta işi hayatlarının değer zenginliğinden, kadir kıymet bilgisi ölçüsünde alabildiklerini güne ve geleceğe taşıma sorumluluğunu ne kadar gösterebilirse insan yığınları, toplumlar o ölçüde gök mavisi ile yer yeşili arasında can renklerini hakim kılma başarısı yakalayabilirlermiş.

Bu sabaha karşı, geceden kalanları süpürüp atarken gün ışığı, ben bunları düşünüyordum; düş uykusu ile gün gerçeği arasında esneyerek gezinirken… Çoğunlukla, yaklaşan Anma Günleri öncesi olur; benden bize çoğalma çabası önermeli,  ülkemin günlerine ve geleceğine dair mücadele azmi bileyen kaygı ayarlı bu tip düşünmeler.

Hatırlıyor musunuz?…

Farkında mısınız?…

Ne çok ölümlerimiz oldu oluyor, aramızdan koparılıp alınan…

Her biri, hayatlarımızı hepimiz adına savunma ve daha yaşanır yapma yürekliliği gösterdikleri için öldürülen…

Yığınsal yas duyarlılığıyla toprağa verip bir iki anma sonrasında oluşan toplumsal boyutta yılgınlık ve korkunun unutkanlık dayattığı…

Yılda birde olsa Anma unutkanlığımıza, savunduklarını her koşulda savunamama yüreksizliğimize sudan gerekçeler bulma utanmazlıkları sergilediğimiz.

Öncesinde, gecenin bir yarısı yürek atışlarıma usulca dokunuşlarla uykumdan uyandırmalar yaşarım… O anlarda sol yanımda çocukluğumdan bir ses, çocukluğumda sabahları gün doğumu renklerine sarınarak gelen, çocuk düşlerimin gezgin gerçeğinin bilge zamanlarını yaşadığımı hatırlatır.

Sahi, ne yürekli çocuklardık her birimiz…

Düşlerini her koşulda savunarak her birini gerçek yapma mücadelesini yaşamak bilen.

Ne korkak insanlar olduk, hepimiz…

Eli silahlı ya da paralı her,  “Höt” diyene insanlığımızı bağışlaya bağışlaya insanlıktan çıkan, çıkarılan. (Nazmi Metin-13.01.2016)