Halkın gücü…

 

 

Halkın sorunlarına kalıcı ve çağdaş çözümlerin asıl dinamiğini, halkın örgütlülük yani kitlesel durumu oluşturur.

 

Halka hizmet sözü vererek yönetme yetkisine kavuşan yönetimlerin kalıcı ve çağdaş çözümlere yoğunlaşmalarının, demokratik baskı yöntemlerini etkin kılan halkın bu kitlesel durumudur.

 

Ülkemizin yerelden genele bütün hizmet kurumlarının çokluğu ile yönetici ve birimlerinin çalışan bolluğunda, yerleşim yerlerinin yaşayanlarına her adımda sorun dağları üretmesinin, halkın böyle bir baskıyı harekete geçirecek örgütlülük ya da kitlesel durumdan yoksun olmasıdır.

 

Gücünü kanunlardan alan yasal yaptırımlarında uygulamalarda etkin ve caydırıcı olmalarını sağlayan halkın örgütlülüğüdür.

 

Demokrasilerde halkın tepkisiyle yaşanan siyasal iradenin sorumluluk alma istifalarının bizde hiç yaşanmaması ayıplarının nedeni de halkın örgütsüzlük durumudur.

 

Yıllardır toplumsal hayatı halkın çoğunluğu için yaşanmaz hale getiren bu durumun, her insanın yakınma konusu yaptığı bu bize özgü demokratik! anlayışın, son yıllarda hayatımızın olmazsa olamazı durumuna gelmesinin yaşamsal kaynağını var eden, teknolojik uyuşuklukla kemikleşen duyarsızlığımızdır.

 

Halkın örgütlülüğü demokrasinin halkın yararına işlemesi için çoğunluğun baskı grubu oluşturmasıdır.

 

Yasaların dernekleşerek, kooperatifleşerek, birlikler ve sendikalar kurarak tanıdığı bu hakkın, ülkemizde halkın yararı yerine halkın zararına kullanılmasının, siyasi iradenin denetim ve uygulama keyfiyetine bırakılmasının, onun etkin olduğu alan niteliği kazanmasının birinci derecede sorumlusu, aydınından halk kesimine güçlü bir örgütlülük için olması gereken yardımlaşma ve dayanışma yaklaşımlarından yoksun oluş gerçeğidir.

 

Halk kesimlerinde var olan “devlet baba, siyaset ana” merkezli çözüm beklentileri alışkanlıklarının, darbe dönemlerinin ve uzantıları olan baskıcı hükümetlerin şamar oğlanına dönüşen aydın kesiminde güvensizlik ve ego destekli ayrışma oluşumları olarak ortaya çıkması… Ülkemizde demokrasinin yaşamsal dinamiği olan halkın kitleselleşmesinin önünde var olan engelleri güçlendirmektedir.

 

Bunun farkında olan kesimlere düşen görev, geleceğe güvenle bakmanın ve kitlesel dayanışmaya davet duruşu olan başı dik bir şekilde durarak, ülkenin ufuklarına bakma yürekliliği gösterenlerin bir araya gelerek Örgütlülük Dayanışmaları oluşturmalarıdır.

 

(Nazmi Metin)