Güneydoğuyu Yazmak

imagesU1Y1QMI5

Bugün 2015 yılı Aralık ayının 30’u ve ben oturmuş, ülkemizin güneydoğusunda yaklaşık kırk yıldır süren ve geldiği noktada –daha doğrusu çözümün başlarınca getirildiği kanlı aşamada- bir iç savaşa dönüştürülmesi çabalarını yazma uğraşı veriyorum.

Bu uğraş öyle bir zorlu uğraş ki;

İnsanlığın o kanlı süreçlerden geçerek gelebildiği ve adına uygarlık dediği bulunduğumuz noktada, çözüm yöntemleri arasında hala silah oluyorsa ve insanların hayatlarıyla ilgili taleplerinin karşılığını insanca uygulamalarla alabilmesinin aracı devlet aygıtı katliam aracına dönüştürülüyorsa, böyle bir konu yazarı için ana ağıtı,  yazılan uzun bir çığlıktır çünkü.

Her ülkenin geçmişinde ülkemiz gibi, toplumsal travmalar yaşadıkları dönemler olmuştur.

Ülkelerin siyasal ve ekonomik çözüm dinamiklerinin uygarlaşma algılarına açıklık kapalılık durumuyla belirlenen yöntem uygulamaları ve sürelerle aşılan bu dönemler, benzer dönemler yaşayan ülkelere çözüm ipuçları sunar.

Ülkeler için, bedelleri ve sonuçları daha ilk kurşun atılıp ilk can hayattan koparıldığında belli olan acı gerçeğin haykırarak söyledikleri, o ipuçlarından çıkarılan derslerin okuma parçalarından oluşur.

Ülkemizin güneydoğusunda yaşanan kanlı süreçle ilgili yapılması gerekenler, yaşanan örnekler bolluğuyla bu kadar ayan beyan ortadayken, otuz yıldır silah dışında bütün çözüm dinamiklerinin raflarda tozlanmaya bırakılmasının mantıklı açıklamasını duyabiliyor muyuz?

Siyasi çözüm kanallarının, dünyanın ve ülkenin siyasal ikliminden nemalanma kaygılarıyla örülü ve ‘ulusal çıkarlar’ söylemleriyle örtülü yaklaşımları, örgütlülük gücünden yoksun aldırmazlığıyla ürkek, yoksulluğuyla bezgin halkın çağdışı yaklaşımlara açık hali, güneydoğumuzda ki iç savaş halinin insanlık ayıbı durumunun en gerçekçi anlatımıdır.

Bu anlatımın varlığında, sorun ve çözüm örnekleri bu kadar bol olan benzer dönemle ilgili ülkemizde kanlı çözümsüzlük örnekleriyle dolu süreçler yaşanmasını, Ortadoğu gerçekliğinden bakarak az-çok okuyabilenlerimiz ve çıkardıkları sonuçların ışığında yaşananlara dünyanın gerçekleri merceğinden bakabilmeyi becerenler çoğaldıkça, bulunan çözümler de insanileşecektir. (Nazmi METİN-30.12.2015)