Bizim başkanların çirkinleştirme ayıpları

 

1988 yılından beri ben bıkmadan yazıyorum…

Bizim başkanlar, benim yazdıklarımı döne döne okumalarına karşın, ‘okumamış gibi davranmayı’ birbirlerine miras bırakmaya devam ediyorlar.

Ve inatla geleneksel yönetim anlayışının bir gereği olarak, bildiklerini okumayı sürdürüyorlar.

Yazdıklarım onların aldıkları hizmet etme sorumluluklarıyla ilgili şeyler oysa.

Yaklaşık otuz beş yıldır, “ilçenin giriş çıkışları ile vitrin özelliği bulunan yerleri çöplük içinde” diye yazıyorum…

Bizim başkanlar, pasaklı ev sahibinin konuk canlısı davranması gibi böylesine ciddi bir konuda, bariz bir gayri ciddilik örneği sergileyerek, soldan sağa, sağdan sola birbirinin kopyası uygulamalarda ayak diretiyorlar.

“Çarpık yapılaşma, bir yerleşim yerini yerel yönetimin desteğiyle yağmalayarak çirkinleştirmektir” anlayışını yazma sorumluluğuma yükleyerek kaldırım işgalcisi binaları yazıyorum örneğin.

Bu çirkinleştirmenin ilçenin her metrekaresinde var olan en utanç verici örneklerini yıllardır, her sorumluluk duygusunu harekete geçirebilecek ağırlıkta eleştiri yüklü satırlarla yazmama karşın, bizim belediye yönetimlerinde isimler değişiyor, Uzunköprü’nün bu çirkinleştirme ayıbı değişmiyor.

Bu çirkinleştirme ayıbının varlığında, köprü başı ile pazaryeri yanında yıllardır var olan ve son yıllarda hayırsız mirasçılar sayesinde giderek daha bir çirkin hale gelen fabrika mezbeleliklerini görmeyen, dünden bu güne belediye yönetimlerini eleştirmeyip alkışlayalım mı?                                                     

Bizde kurumsal hizmet örgütlülüğü -sorumluluk duygusu ve yerel basın algısı hariç- bütün dinamikleriyle var olan Uzunköprü’de, yazma sorumluluğunu yorucu yapan algı özürlü hizmet anlayışının örneklerini saymakla bitmediği gibi, dünya yansa hasırı tütmez olan ilçe kamuoyu ile bizim mıhtar zihniyetli(!) belediye yönetimlerimizin vurdumduymazlıklarında anladım ki, döne döne yazmakla da bitmiyor

Bunu biliyorum bilmesine de…

Benim için “insan, düşünen beyin, seven yürek demektir” ne yapayım.

                                               (Nazmi Metin-26 Ocak 2018)