Aldırmaz yaşayıp, Vurdumduymaz olmak

Dün yapılan Uzunköprü Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Genel Kurulunda konuşan başkan Kemal Cingöz, 494 üyeli Oda’nın 50 üyesini zor bela bir araya getirerek Genel Kurulu yapabildiklerinden söz edince, Uzunköprü’nün örgütlü gücünün bile, ekonomik açmazlarda yolunu şaşırıp çoktan teslim bayrağını çektiğini bir kez daha anladım.

Yakın geçmişimizde kontak kapatınca hükümetlere feleğini şaşırtan bir kesimin, Uzunköprü yerelinde ki örgütlü gücünde durum bu kadar içler acısıysa, diğerleri ne haldedir, diye düşünmeden edemedim.

Dernek, Kooperatif, Oda ve Birlikler toplumun üretken unsurlarını bünyelerinden topladıkları için baskı grubu işlevi görürler. Üyelerinin çalışma koşullarını iyileştirmek ve yaşam standartlarını yükseltmek amaclı faaliyetler yürütmenin güçlü dinamikleri olan bu kuruluşlar, ne yazık ki özellikle günümüzde baskı grubu işlevi olarak hiçmi hiç etkin değildirler. Ülkemize özgü koşullarda birçoğu yada önemli bir bölümü, kuruluş amaçlarının tam aksine, devlet bürokrasisinin birer yan kuruluşu gibi çalışır, üyesini değil ama ömrü vadesini koltukta dolduran başkanlarını ve yönetimlerini krallar gibi yaşatırlar.

Ne ara onlar gitti, yerlerine bunlar geldi, diye soracak kadar hala safsanız, aşağıdaki birkaç satırı tekrardan alarak dikkatlice okumanızı ve Google’de Özallı yıllarla ilgili küçük çaplı bir araştırma yapmanızı öneririm.

‘Üzüm üzüm baka baka kararır’ özlü sözünün, Demokratikleşip Kitleselleşememiş Örgütlerimizde yada günümüzde ki yaygın tanımıyla, Sivil Toplum Kuruluşlarımızda ete kemiğe bürünerek, devletin halka hizmet kuruluşlarının kötü birer kopyaları olmalarının tek nedenidir, aldırmazlık ile vurduymazlık arasında bocalamalarla tükenen hayatlarımız.

İki adım ötesinde olup bitene  bile aldırmaz davranarak yaşamayı ve vurdumduymaz olmayı bugünler için öğrettiler çoğunluğumuza. (Nazmi Metin-21.01.2018)