ÖZGÜRLÜK MÜ… BENİM İÇİN DE Mİ?

Erte OYAR

Aldatmayalım birbirimizi de, kendimizi de!… Özgürlük baş tacı ama ben nereye itilmişim de ortalıklarda bile yokum?… Hani bendim en yüce değer. Ben insan! Gel de gülme. Artık böyle pohpohlamalara karnım tok. Anladım olup biteni. Birtakım kavramlar var sadece. İşte ben de onlardan biriyim. Yani toplum beni birey olarak kabul etmiyor. Biçilen rol modele göre yaşamamı istiyor. Toplum dediğimiz  erkeklerden başkası değil ki zaten. Kararı onlar veriyor insanları yönlendirmede. Düzen onları mutlu edecek ölçütlere göre kuruluyor. Yargıç da onlar! Bize ne kalıyor?

Kısacası aldatıyorlar bizi ta en baştan. Söylenenler doğu değil. Özgür olarak gelmiyoruz hayata. Özgür olarak da yetiştirilmiyoruz. Küçükten itibaren nedenini bilmediğimiz ve anlayamadığımız kurallar bizi sımsıkı kuşatıyor. Açıklama yok. Nedenleri söylemek yok. Soru sormak yok. Sonunda merak duygumuz iyice örselenerek  sıkıcı ,bize hiç de yetemeyen bir eğitim sürecinden zar zor da olsa geçip gidiyoruz. Hepimiz ayrı bir yöne doğru. Soru sorulacak kimse yok. Galiba cevabı bilen de yok. Ya da bir türlü karşılaşamıyoruz onunla .Bir yerlerde bekliyorsa bizleri. Yanımıza gelmeyi asla akıl edemiyor. Hep tek başınayız yani.

Sağlığına dikkat etme,temiz olma, ders çalışma sorumlulukları daha ilerde başımıza bir de evlilik işini çıkartarak, bizi bin bir derde sürüklüyor: Bu defa aile düzeni, çocuklar, eğitimleri, sağlıkları!… Hele toplumun beklentileri… Pekiyi benim “ben” olma sorumluluğum yok mu? En başta gelmesi gerekmez mi… Asıl zor olan ve öğrenilmesi gereken  o değil mi?

Önce ellerimizi kollarımızı, giderek de duygu ve düşüncelerimizi bağlıyorlar; sonra da “Hadi çalış!”, “Hadi yarat!”, “Hadi ileri git!” diyorlar. Evet ama nasıl…

Bu köleliğe bir simge aramak gerekirse ben, EV diyorum: Çünkü ev halkı nedense kendi çektiklerini her zaman unutuyor, bizimle uğraşıyor. Sürekli eleştiri ve direktif. Sanki eşyalar ve alışkanlıklarımız da bizden hesap soruyor. Yazmak, öykü üretmek istiyorum ama beni rahatlığıyla kuşatan ev, zincirlerimi çözmüyor, gevşetmiyor bile. Aile bireyleri bu konuda yeterli olup olmadıklarını bile sorgulamaksızın, acele ve peşin yargılarla sözüm ona fikirlerini ileri sürüyorlar. Oysa ben öykünün sorunlarıyla uğraşıyorum. Yolumdan çekilseler ya!… Tek çare kalıyor bana, sanırım Cengiz Aytmatov’un  eserinin adıydı, “Kopar Zincirlerini Gülsarı” diyorum kendime!

EV!…Bu en sevgili ve en boğucu alandan acele kaçarak bir yerlere sığınıyorum, ucuzundan. Evet işte istediğim bu! Evden uzaklaşmak, bağımlılıklardan, kölelikten de uzaklaşmak demek. Kendine nesnel olarak bakabilmek, tarafsızlık içinde gerçekleri daha aydın olarak görmek ve tanımlayarak çözüm aramak!…

Çünkü insan yakınında olanı tam kavrayamaz.  Bunun için uzağa gidip bakması gerekir. Kendimizi de diğerlerini de ancak belli bir uzaklıktan daha iyi algılarız. “Algı bilinçtir, kavrayıştır.” Öyle dememişler mi…

One thought on “ÖZGÜRLÜK MÜ… BENİM İÇİN DE Mİ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s