TUNCA’NIN YEŞİL SULARI

     İpin Ucu-Erte OYAR

Çocukluğumun cenneti Edirne’deyim. Akşamüstü yoksul evlerinden, Çingene Mahallesinden yükselen yanık kokuları, hala firuze rengi solmamış göğü, ille de yaşamın içine sokulan hafif esintisiyle beni kollarına aldı, Tunca’nın masallar söyleyen koyu yeşil sularının üzerine bıraktı. Yemyeşil çimenlerinin arasında, kıyılarına yerleşmiş salkımsöğütler, minik dalgaları sevgiyle öpüyor. Tarih yavaşça başını kaldırıyor. Yakından sığırların böğürtüleri, insan sesleri geliyor. Kendimden geçmiş halde mutluluğu yudumluyorum. Yusufçuk böceğiyim. Suya yaklaşıp yükselerek, ağaçların çevresinde dolanıyor, hayatımı arıyorum. Nerdesiniz? Hadi gelin…

İçinden üç nehir geçen kaç şehir vardır…Osmanlı döneminde eriştiği düzeye bir daha asla yaklaşamamışsa da sokaklarında, camilerinde, köprülerinde ve insanlarında, insanların yaşama düzeyinde, hayata bakış açılarında, ince zevklerinde, saygılı davranışlarında o günlerden kalan değerler uzun zaman devam etti. Sonradan gelen yönetimler o hazineyi koruyamadı. Edirne’yi anlamadı bile. Önemsemedi. Gitgide bozuldu Edirne, nefes alamaz oldu. Genellikle Türkiye’nin her kentini ezen  kaba, hiçbir güzellik anlayışı taşımayan binalar, sokaklar Edirne’yi de aralarına  aldı. Artık özlediğim, sadece çocukluğumun Edirne’si. Üzülmemek için gitmek  istemiyorum bile… Ne yazık! Bunun cinayetten ne farkı var?! Duygularımızı hırpalamak, anılarımızı buruşturup savurmak hakkı nerden verilmiş onlara? Bu görgüden, kültürden yoksun duyarsız, parayı vazgeçilmez  tek değer sayan kişilere…

Bir yanda Sarayiçi, ağaçları azalmış, otları seyrekleşmiş, diğer yanda günlük hayhuyu içinde gene de mutlu görünen insanlarının yaşattığı çarşısı…Üçşerefeli Camisi beni çok iyi anlıyor. Cadde’nin başında o pembe dantelli, nakışlı minareleriyle dikilmiş, üstüne titrediği Edirne halkının yaşamını denetliyor. Üzüntüyle.

İşte geceye hazırlanan kocaman beyaz ay da geldi. Ağaçların üzerine yerleşti. Beyaz, kahverengi ipek kadife küçücük gövdeleriyle gece kelebekleri  mutlulukla otların üzerinde uçuyor. Açık yeşil ince şeffaf kanatlarıyla çevrede dönen su sinekleri de burada. Kurbağalar olan bitenin farkında, yavaştan vıraklamaya başlıyor. Baykuşların zamanı geliyor. Ayın bana diyecekleri var. Çocukluğumu, gençkızlığımı mı hatırladı nedir…Yaşamımın her anına tanık olmuştu. Odamda kitap okurken bana bakardı. Uyuyuncaya kadar. Üzüntülerimden haberi vardı. Avutmaya çalışırdı…

Güzel Edirne ben seni damarlarımda hissederek yaşadım hep. Uzaktayken bile. Seni sevmek ne güzel…

One thought on “TUNCA’NIN YEŞİL SULARI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s